Her gün dünyanın yaşadığı değişimi, bu değişimin yarattığı fırsatları konuşuyoruz. Artık makinelere daha fazla iş yüklüyor ve yavaş yavaş insan gücünü devreden çıkarıyoruz. Artık otomobil sürücülerinin, kamyon şoförlerinin ya da fabrika işçilerinin işsiz kalacağını öngörmek fütürizm değil.

Endüstri 4.0 kavramıyla birlikte artık fabrikalarda ışıklandırma sistemlerinin kurulmadığını çünkü artık çalışacak insan olmadığını kavradı herkes. Peki bu yaşanan değişimin pazarlama sektörüne olan etkisi ne olacak? Machine Learning pazarlamayı nasıl etkileyecek?

Machine Learning geçmişteki verileri kullanarak gelecekte alınması gereken aksiyonları sistemlerin tahmin etmesi ve bu tahminlere dayalı olarak yeni aksiyonları geliştirmeleri diyebiliriz. Şuanlık muhteşem bir ilerleme kaydedilmiş olsa da alınması gereken çok yol olduğu ortada. Örneğin Microsoft’un Twitter’da öğrenen bir bot olarak çıkardığı @tayandyou hesabını insanlar o kadar farklı verilerle donattılar ki, hesap bir nazi hesabına dönüştü. Machine Learning doğası gereği öğrenme süreci uzun bir sistem. Nasıl insanlar çocukluklarında saçma sapan şeyler yapıyorsa bu sistemlerde öğrenme sürecinde saçmalayabiliyorlar. 2 yaşında bir bebek küfür ettiğinde gülüyor, aynı bebek büyüyüp küfür ettiğinde kavga ediyoruz.

 

Machine Learning’in sunduğu şey basit otomasyon sistemlerinden çok daha farklı. Otomasyon dediğimizde aynı işi tekrarlayan sistemler aklımıza gelebilir. Örneğin hazırladığınız içeriğin her gün saat 15:00’te paylaşılması bir otomasyon. Ancak Machine Learning içeriğin de hazırlanmasını kapsıyor. Yani her gün aynı işi yapanlar için çanlar uzun zamandır çalıyordu, artık belli bir sistematikte işini yapanlar için de çalıyor.

Adwords hesap yönetimini ele alalım. En uygun metin ve görsel ile en uygun tekliflendirmeyi gerçekleştirerek reklam veriyorsunuz. Bunu Machine Learning’e devredeceğiz. Zira hangi zaman aralıklarında en uygun tekliflendirme olacağını sistem bizden çok daha iyi tahmin edebilir. Bundan önce hangi saat aralıklarında tekliflendirme kaç liradandı? Bir sonraki saat kaç liradan olacak? Diğer yandan Machine Learning konuşabiliyor da. Dilimizi öğrenebiliyor. Mantıklı, en azından dünyada konuşan insanların %90’nından daha mantıklı konuşabiliyor çoğu zaman. Aklınıza ilk Botego’nun geliştirdiği “Merve’yi Tavla” oyunu geldi büyük ihtimalle. Hayır, biraz daha ileri bir sistemden bahsediyorum. Machine Learning sizin yerinize “en yüksek dönüşümü gerçekleştirecek” metinleri tahmin edebilir. Çünkü sisteme bundan önceki reklamların verisini hatta hedef kitlenize ait verileri girebilirsiniz. Örneğin hedef kitlenizin izinlerini Facebook Marketing API ile aldınız. Kitleye ait tüm Facebook hareketlerini görebiliyorsunuz. İnsan faktörü bu kadar veriyi işleyemez, sadece belirli tahminlerde bulunabilir fakat Machine Learning bu kitleye yönelik onlarca farklı hedeflemeyi saniyeler içerisinde yapıp en düşük TBM ile konuyu kapatabilir. Aynı şeyler Facebook ya da Twitter reklamları için de geçerli. Önümüzdeki bir kaç yıl içerisinde reklam yönetimleri tamamen otomasyona bağlanmış olacak. Programatik gibi düşünün.

Şirketlerin yüksek meblağlar ödediği donanımlara da gerek kalmayacak. Bir tasarımcı için alacağınız 10bin TL’lik bir bilgisayar yerine artık RDP (Remote Desktop) ya da VDI alacaksınız. Uzak masaüstünde yüksek konfigürasyonlu bir bilgisayarınız olacak, yanınızda donanım taşımayacak ve her yerden bağlanabileceksiniz. Yalnızca bir monitöre ihtiyacınız olacak. Aradan çıkan donanımlar ilk olarak pazarlama sektörünce benimsenecektir diye düşünüyorum. Çünkü dünyanın “ilk benimseyenler”i daha çok pazarlamacılardan çıkıyor diye düşünüyorum. Bu da tabii ki ofis ihtiyacını biraz daha azaltmış olacak. Şirket bilgisayarı dahi bulutta olduktan sonra insanların birlikte çalışmaları için bir neden kalmamış olacak. Toplantılarda gelişen VR teknolojsi ile tamamen sanal ortama taşınmış olacak. Yani demem o ki şu “eski kafalı” yöneticileri zor günler bekliyor!

Arka tarafta çalışan bir makine olduğunda kişiselleştirme şansı da artmış olacak. Son zamanlarda daha fazlaca görmeye başladığımız kişiselleştirilmiş videolar, kişiselleştirilmiş e-mailler altın çağını yaşayacak. Gittiğimiz gelecek hakkında belki bu reklam bir fikir verebilir;

Burger King’in yakaladığı fikir oldukça önemli. Artık cihazların birbiriyle iletişim kurduğu bir döneme giriyoruz. Machine Learning’i yalnızca sistemin bir şeyler öğrenmesi ve ona göre aksiyon alması olarak değerlendirmemek lazım. Artık buzdolabındaki yumurtalar bittiğinde otomatik sipariş veren akıllı buzdolaplarını konuştuğumuz bir dönemdeyiz ve akla şu soru geliyor. Buzdolabı hangi yumurta markasını satın alacağına nasıl karar verecek? Neden “insan” gelip şu markayı al desin ki buzdolabına? Machine Learning bu karar aşamasında da devreye girebilir. Hangi yumurta markasının daha iyi olduğuna ya da bizim hangi markayı daha çok seveceğimize neden karar veremesin? Bundan önce hangi yumurtayı beğendiğimizi biliyor. Zira evdeki eşyalar bizim konuşmalarımızı dinliyor, akıllı saatlerimiz hangi yumurtayı yerken kalp atışlarımızın hızlandığını biliyor.

B2B ya da B2C devri bitti, devir H2H devri diye sevdiğim bir söz var. Hayır, artık devir M2M devri olacak! Satışlar artık makineden makineye olacak. Makineler seveceğimizi düşündüğü inputları belirleyecek ve ona göre satınalma kararlarını verecek. Aslında biz pazarlamacılar yine insanları etkilemeye çalışacağız fakat arada bir aracı olarak makine ile karşılaşacağız. Makinenin ne karar vereceğini etkilemeye çalışan pazarlamacıları bir düşünün.

Algoritma artık sadece liselerde işlenen bir matematik konusu olmaktan çıkmalı. Özellikle de pazarlamacılar için. Makinelerin nasıl düşüneceğini çok daha iyi kavramamız gerekiyor. Pazarlamanın bu yeni çağına adapte olmamız gerekiyor. Çok bilinen bir sözü şu şekilde çevirebiliriz;
1 yıl boyunca aç kalmak istemiyorsan, Adwords öğren. 5 yıl boyunca aç kalmak istemiyorsan, Analytics öğren. 50 yıl boyunca aç kalmak istemiyorsan, Algoritma öğren!

Machine Learning(Bence TDK Drone yerine bu kelimeyle uğraşmalı) gelişimini tamamlamak üzere. Türkiye’de çok fazla hissetmemiş olmamız tamamen sistemi hep İngilizce üzerine çalıştırmaya çalışan insanların olmasından. Türkiye’de bu alana kaymış yeteri kadar insan yok. Yazılımcıların bu alana kaymaya başlaması ve CPU fiyatlarının düşmesiyle birlikte artık yazılımcı dediğimizde Machine Learning Uzmanı anlayacağız. Zira web sitesi ya da mobil uygulama hazırlamak da artık herkesin yapabileceği bir iş olmaya doğru gidiyor. Web Site Builder’lar her geçen gün gelişiyorlar. Nasıl bir çok pazarlamacının yerini makineler alacaksa, kendisini geliştirmeyen yazılımcıların da yerini makineler alacak. Hatta belki daha önce.