Oyunlaştırma günümüzün en önde gelen trendlerinden birisi. Aslında oyunlaştırma yüzyıllardır kullanılan bir yöntem. Eğitimden pazarlamaya hayatın her alanında oyunlaştırmaya rastlamak mümkün. Oyunlaştırma dendiği anda kafanızda Foursquare’in canlandığına eminim. Nike+’ın ya da Foursquare’in ya da Yemeksepeti’nin gerçekleştirdiği oyunlaştırma taktiklerini eminim defalarca okudunuz. Ben bu makalemde biraz da sosyal medyadaki oyunlaştırma stratejilerinden söz etmek istiyorum.

Konuya girmeden önce sizi bir güruh ile tanıştırmam gerekiyor. Kampanyacılar. Facebook’ta, Twitter’da, Instagram’da hatta bazen Tumblr’da karşılaştığımız bu insanların mesleği kampanya kovalamak. Bu büyük ihtimalle psikolojik bir rahatsızlık. Bu rahatsızlığın ne kadar derin olduğunu biraz anlatmaya çalışayım. Bu insanlar sabah 9’da bilgisayar başında olup gece 12’ye dek mesaidedirler. En az 30 sahte Facebook, Twitter ve Instagram hesapları vardır. Bu hesaplarla tüm markaların içeriklerini tek tek takip ederler. Özellikle sırf bu iş için kurulmuş forum ve siteleri anlık takip ederler. Herhangi bir marka yeni bir kampanya yayınladığı anda birbirlerine haber vermek suretiyle akın akın kampanyanıza gelirler. Eğer ödülü kazanmak için içeriğinizin paylaşılması gerekiyorsa tek tek bütün hesaplarından paylaşırlar. Anlık olarak tüm katılımcıları takip eder ve siz kampanya sonucunu açıklayana dek sizi darlarlar. Hele ki sonuç açıklandığında kendileri kazanamadıysa ortalığı birbirine katarlar. Özellikle sosyal medya üzerinden düzenlenen kampanyalarda bir çok insanın bilmediği Milli Piyango İdaresi’nden izin alınması hususunda tüm ayrıntılara vakıftırlar. Emin olun bu alanda çalışan milli piyango ajanslarından bile iyi biliyorlar bir çok maddeyi. Eğer kendileri kazanamamışsa sizi derhal Milli Piyango İdaresi’ne şikayet ederler. Bu yüzden düzenlediğiniz kampanyanın çekilişini mümkün olduğunca şeffaf gerçekleştirmekte fayda var.

Girişi özellikle kampanyacılarla yaptım zira oyunlaştırmanın içinde muhakkak bir ödül sistemi oluyor ve bu ödül sistemini kötüye kullanmak isteyen bu kampanyacılardan bir şekilde arındırmanız gerekiyor.

Sosyal Medyada Oyunlaştırma Nasıl Yapılmalı?

Oyun, insanları harekete geçirmek için muhteşem bir yol. Derslerimde anlattığım bir teorim var. Bu teori sayesinde içerik üretmek daima daha kolay oluyor. “Bilgisayar başına geçtikten sonra herkesi gerizekalı olarak kabul etmeliyiz.” Gerizekalılık mevzusundan Sosyal Medya için Görseller ve Metinler Nasıl Hazırlanmalı? yazısında biraz bahsetmiştim ama sanırım bu apayrı bir makale konusu olacak. İnsanlar bilgisayar başında çok fazla mesaja maruz kaldıklarından ötürü odaklanamıyorlar ve normalde düşünebileceğini düşündüğümüz şeyleri düşünemiyorlar. Örneğin Çizi’nin harikulade içeriği. Şimdi bir dakikanızı ayırıp görselde ne yazdığını okumaya çalışın.

çizi

Bunu hangi dersimde göstersem, tüm öğrenciler dakikalar boyunca görselde ne yazdığını görmeye çalıştı. Bazısı yerinden kalktı en arkaya gidip baktı, farklı açılardan denedi. Sosyal medyada da insanlar karşılaştıkları bu challenge karşısında soruyu çözmeye odaklanıyorlar. Ancak görselin sağında yer alan yorumlar ilk 5 dk boyunca kimsenin dikkatini çekmiyor. Oysa 420 farklı insan evladı aynı yorumu alt alta yazmış durumda. Peki insanlar neden 421. yorumu yazmaya bu kadar hevesli?

Gerizekalı olmadıklarını kanıtlamak için. Sosyal medya bir tür sosyal kanıt görevi görmekte. Sosyal medyada ne kadar akıllı olduğumuzu, ne kadar güzel olduğumuzu insanlara göstermek bizim asıl amacımız. Bu tür minik oyunlarda da kendimizi arkadaşlarımıza kanıtlamak kendimizi tatmin eden öncül unsurlardan birisi.

İşte bu teşviki kullanarak sosyal medyada oyunlaştırmayı kullanabiliriz. İnsanlar oyunlara her yaşta bayılıyorlar. Yoksa LinkedIn’de koca koca “CEO”lar nasıl olurdu da aynı matematik sorularının farklı versiyonlarını saatlerce çözmeye çalışırlardı?

solve if you are genius

Bir diğer harikulade örnek daha, sizce görseller arasındaki 7 fark ne?

İşi gücü bırakıp dakikalarca aradaki farkları bulmaya çalışan on binlerce insan var. Oyunlaştırmanın etkileyemeyeceği bir hedef kitle yok. Her yaş grubundan, her S.E.S. grubundan insana hitap ediyor. Ancak oyunlaştırmayı klasik kampanyalarla karıştırmamak lazım. Sosyal medyada düzenlenen kampanyalarda ödül genellikle sosyal kanıttır. Çizi örneğinde olduğu gibi, soruyu doğru cevaplayabilmiş olmak bir ödüldür. Yani oyunlaştırma yapıyorum diyerek onlarca iPhone dağıtmanıza gerek yok. Diğer yandan mümkünse iPhone dağıtmayın. Verilebilecek en kötü hediyedir eğer bir Turkcell değilseniz. Her marka kendi ile ilişkisi olabilecek ya da kendisiyle ilişk kurulabilecek bir hediye vermelidir. Ayrıca oyunlaştırmada verilecek olan ödül büyük olursa, katılım amacı ödülü almak için olur. Bizim amacımız ise kullanıcılara bir şeyler öğretmek, söylemek olmalı. Ödül verme konusunda çocuk psikolojisinden biraz yardım almak lazım. Örneğin 2 yaşındaki kızıma bir doğru davranışından ötürü ufak bir yıldız stickerı verdiğimizde inanılmaz mutlu olabiliyor. İnceledikçe farkediyorsunuz ki yaş büyüdükçe de bu motivasyon aynen devam ediyor. Bu noktada bir dipnot düşmeliyim, eğer çalışanlarınıza bir oyunlaştırma yapıyor ve “bana ödül değil zam ver” lafını duyuyorsanız ödülünüzü doğru belirleyememişsiniz demektir.

Çizi gerçekleştirdiği mini oyununda sloganını öğretmiş. Eğer işin ucunda iPhone olsaydı sonuçlar bambaşka olurdu. Katılım daha yüksek olurdu, evet ama içerik hedefine ulaşmış olmazdı. Oyunlaştırmada challenge’ı ve katılımı artırabileceğiniz bir diğer yöntem ise süre belirtmek. Eğer Çizi buradaki yazıyı 10 saniyede okuyabilenler toplumun sadece %3’ü gibi bir çıta koysaydı katılım daha da yüksek olacaktı.

Sosyal ağlarda oyunlaştırma denince akla gelen ilk örneklerden biri de Wanda Digital’in Turkcell için gerçekleştirdiği Cuma Candır kampanyası. Case Study videosunu izleyebilirsiniz;

7 milyonluk bir görünürlük elde eden kampanyadan söz ediyoruz. Hatırladığım kadarıyla bir kaç ay sürmüştü. Harika bir oyun kurgusuna sahip olan bu kampanya insanlara bir challenge verdi. Telefonlar 1TL olduğunda yakalama challenge’ı. Sonuçlar ise muazzam.

Oyunlaştırmanın temel kurallarından birisi de eğlence faktörü. Gerçekleştireceğiniz stratejide mutlaka eğlenceye yer vermelisiniz. Zira eğlenceye hayır diyebilen hiç bir hedef kitle yok. Unutmayın, oyun çalışmanın karşıtı değil, destekleyicisi olabilir.

Oyunlaştırmada Foursquare etkisinden olsa gerek rozet dağıtımı da sıkça kullanılan bir diğer yöntem. Bu ay en çok ürününüzü satın alan kişiye ya da en çok etkileşime giren kişiye onu onure edecek sanal bir rozet verebilirsiniz. Bu rozetin illa rozet formunda olmasına da gerek yok, örneğin Verizon Facebook’ta Verizon ile internete bağlanarak çekilmiş fotoğrafları Facebook’ta fotoğrafı çeken kullanıcının profil fotoğrafıyla birlikte kapak görseli yapıyordu. O haftanın lideri olabilmek için insanlar harıl harıl fotoğraf çekip gönderiyordu.

verizon

Lider sıralaması da kullanıcıları teşvik eden bir diğer unsur. Mc Donald’s’larda görmeye alışık olduğumuz ayın elemanı ya da ŞOK marketlerde her gün “prim alıcaz bundan, lütfen bi ürün daha alın” diyen kasiyer ablaya uygulanan da olduğu gibi kullanıcılarınızı yarıştırabilir ve ayın/haftanın lideri seçebilirsiniz. Böylelikle almalarını istediğiniz aksiyonu çok daha kolaylıkla alabilirler.

Unutmayın, sosyal medyada kullanıcılara bir aksiyon aldırmak istiyorsak, başvurabileceğimiz en etkili yöntem daima oyunlaştırmadır. Daha çok etkileşim için bütün paranızı Facebook reklamlarına ayırmadan önce oyunlaştırmayı stratejinize dahil etmeye çalışın.

Oyunlaştırma ilginizi çektiyse Ercan Altuğ Yılmaz’ın ders kitabı niletiğindeki Oyunlaştırma kitabını mutlaka incelemenizi öneririm.