2003’ten bu yana blog yazıyorum. İlk zamanlar tamamen trafik odaklı yazar, her gün bakardım kaç kişi okumuş diye. Ancak özellikle 2010’dan bu yana sadece ilgili insanlar okusun temelinde yaklaşıyorum. Hedef kitlemi de tamamen ilgililer olarak seçtim. Klasik “ya insanlar artık okumuyor” yaklaşımı sonucu ortaya çıkan 300 kelime bariyeri yerine kendime 1000 kelimeyi standart olarak seçtim. Son 1-2 yıldır her yazıyı 1000 kelime civarında yazmaya gayret ediyorum. Bu karar gerçekten okuyucu kitlesini çok çarpıcı bir şekilde değiştirdi. Sayfada geçirilen ortalama süre 4 dakika civarında seyrediyor. Hotjar’dan takip ettiğim kadarıyla da makalelerin son paragrafına kadar inenlerin ortalaması %40’lar civarında. Hatta çoğu zaman ara manşetler ve görseller kullanmadan yazmaya, göz gezdirip geçecek olanı çıldırtmaya çalışıyorum. Sanıyorum başarılı olmuş.

Ancak özellikle Hamza Şamlıoğlu’nun aldığı trafiğin %80’nini organikten aldığını duyunca neden olmasın diye düşündüm. Benim organik trafikten aldığım trafik %25’lerde seyretmekteydi. Bu durumu dengelemek için bir yol haritası çıkardım ve son bir aydır üzerinde bir hayli çalıştım. Kısaca neler yaptığımdan bahsedeyim.

  • Öncelikle nefret ettiğim ve özellikle dönüşüm beklediğim sayfalarda berbat bir kullanıcı deneyimi sunan AMP’yi komple kapattım. AMP mobilde yavaş açılan sayfalar için harika bir özellik ama zaten hızlı açılanlar için oldukça gereksiz gibi geliyor bana. Özellikle de tam olarak sistemi oturmadığı için geçmekte çok acele etmeye gerek yok diye düşünüyorum. AMP’yi kapamamın ardından organikten gelenlerin sitede kalma oranı %30 oranında arttı.
  • Bugüne kadar yazdığım hiç bir makalede anahtar kelime odaklı bir çalışma yapmamıştım. Bir kaç gecemi bu uğurda harcadım ancak tüm makaleleri tek tek anahtar kelime odaklı bir hale çevirdim. Anahtar kelimeleri belirlerken Keyword Planner da etkili oldu ama daha çok yeni aramalar nasıl yapılabilir üzerine kafa yorduğumu belirtmek isterim. Zira aramaların %15’i daha önce hiç yapılmamış aramalardan oluşuyor.
  • Inlinkleme noktasında bugüne kadar hiç manuel oturup uğraşmamıştım. Bu konuda bir eklentiye bel bağlamıştım, o otomatik olarak tüm yazılardan tüm yazılara iç linklemeyi gerçekleştiriyordu. Eklenti bozuldu 🙂 Hala daha daha iyisi yapılabilir desem de tüm yazıları tek tek elden geçirmek bir hayli vakit alıyormuş. İç linklemeler sonucunda hedeflediğim anahtar kelimelerde ciddi yükselişlere şahit oldum. Bu basit ama etkili kural sosyal medya danışmanlığı kelimesinde beni ilk sayfaya getirdi.
  • Eski yazılarımın çoğunda öne çıkarılmış bir görselim yoktu. Çünkü blogun temasında öyle bir şeye ihtiyaç yoktu. Fakat yazı sonundaki ilgili içeriklerde ve sosyal medyada sıkıntı çıkardığını farkettim. Tam olarak nasıl bir etkisi olduğuna dair henüz net bir verim yok ama site içi gezinmeyi artıracağını düşünüyorum. Tüm yazılara öne çıkarılmış görsel ekledim. Google tarafında görseller özel tasarım olmadığından çok bir etkisi olmadı tabi.
  • İlginç gelecek ama bir 404 sayfam yoktu. Tüm 404’leri ana sayfaya 301’liyordum. Bu korkunç hatayı düzelttim. Yeni 404 sayfam pek kreatif değil ama hoş oldu bence.
  • Sitedeki bütün yazıları İngilizce’ye çevirdim. Bunun için Google Translate API kullanıyorum. Bir iki saçma çevirisi yok değil ama pratikte güzel bir sonuç çıkardı. Bu güncelleme daha çok yeni, görüntülenmeyi sıfırdan 4000’lere çıkardı ama nasıl etkileri olacak zamanla göreceğiz.

  • Takipçilerim beni mi trolledi bilemiyorum ama bir iki aya Çince’ye de çevireceğim. API ücretlendirmesi güzel geçiriyormuş o nedenle her ay bir tane yeni dil eklemeye çalışacağım. Tabi ben bu şekilde cümleler kurmaya devam edersem API ne yapsın diye de düşünmüyor değilim. Bakalım “geçiriyormuş” kısmını nasıl çevirecek.
  • Beni en heyecanlandıran geliştirmelerden birisi de Google Tag Manager üzerinden yaptığım mini deneydi. Sitede schema.org kodlarına oldukça önem veren birisiyim. Ancak tüm içeriklere tüm schema kodlarını yerleştirebilen bir eklenti bulamadım. En iyi eklentide en fazla 8 farklı kod yapısı bulunuyor. Bunu aşmak için manuel düzenleme yapmaya karar verdiğimde ise her içeriğe yeri geldiğinde bazen 3-4 farklı kod ekleyecek olmak intihara sürüklemedi değil. Onun yerine Google Tag Manager’da değişkenler tanımladım. CSS seçici üzerinden sitedeki title, description gibi değerleri değişkenlere bastım. Bu değişkenleri de schema.org kalıpları üzerinde ilgili sayfalara otomatik olarak güncellenecek şekilde ekledim. Halen eklemem gereken bir kaç kod yapısı daha var ama kodların sorunsuz çalıştığını gördükçe mutlu oluyor insan.
  • Bundan daha da psikopatça bir güncelleme de görseller konusunda gerçekleştirdim. Site hızı ölçen araçlar genelde insanları bir yanılgıya sokuyor. Sadece ana sayfayı kontrol ettiğinizden sitenin tamamının hızı da o olacakmış gibi hissedebiliyorsunuz. Tüm sayfalarda hız değerlerini yükseltmek için bugüne kadar yaptığım hataları telafi etmem gerekti. Tüm görselleri PNG’den JPG’ye çevirdim. Bu işlemi bir çok noktada kodlar üzerinden manuel düzenlemeniz gerekiyor. Sitedeki 4000’i aşkın görseli de sıkıştırılmış JPG’ye, kalitesi 80’e düşürülmüş hale getirdim. Hesaplara göre yaklaşık 150MB kazanmışım. Analytics’e göre yurtdışından ziyaretlerin artmış olmasına rağmen ortalama yüklenme süresi 18 saniyeden 9 saniyeye kadar düşmüş oldu.

Tüm bu güncellemeler sonucunda organikten gelen ziyaretlerin sayısı 3 kat artmış oldu. Evet öyle milyonlar değil gelenler ama ortalama oturum süresinde muazzam bir değişiklik olmadığını da varsayarsak halen doğru hedef kitleye seslenen bir kitle söz konusu.