Bir Ayda Organik Trafiğimi Nasıl 3 Katına Çıkardım?

2003’ten bu yana blog yazıyorum. İlk zamanlar tamamen trafik odaklı yazar, her gün bakardım kaç kişi okumuş diye. Ancak özellikle 2010’dan bu yana sadece ilgili insanlar okusun temelinde yaklaşıyorum. Hedef kitlemi de tamamen ilgililer olarak seçtim. Klasik “ya insanlar artık okumuyor” yaklaşımı sonucu ortaya çıkan 300 kelime bariyeri yerine kendime 1000 kelimeyi standart olarak seçtim. Son 1-2 yıldır her yazıyı 1000 kelime civarında yazmaya gayret ediyorum. Bu karar gerçekten okuyucu kitlesini çok çarpıcı bir şekilde değiştirdi. Sayfada geçirilen ortalama süre 4 dakika civarında seyrediyor. Hotjar’dan takip ettiğim kadarıyla da makalelerin son paragrafına kadar inenlerin ortalaması %40’lar civarında. Hatta çoğu zaman ara manşetler ve görseller kullanmadan yazmaya, göz gezdirip geçecek olanı çıldırtmaya çalışıyorum. Sanıyorum başarılı olmuş.

Ancak özellikle Hamza Şamlıoğlu’nun aldığı trafiğin %80’nini organikten aldığını duyunca neden olmasın diye düşündüm. Benim organik trafikten aldığım trafik %25’lerde seyretmekteydi. Bu durumu dengelemek için bir yol haritası çıkardım ve son bir aydır üzerinde bir hayli çalıştım. Kısaca neler yaptığımdan bahsedeyim.

  • Öncelikle nefret ettiğim ve özellikle dönüşüm beklediğim sayfalarda berbat bir kullanıcı deneyimi sunan AMP’yi komple kapattım. AMP mobilde yavaş açılan sayfalar için harika bir özellik ama zaten hızlı açılanlar için oldukça gereksiz gibi geliyor bana. Özellikle de tam olarak sistemi oturmadığı için geçmekte çok acele etmeye gerek yok diye düşünüyorum. AMP’yi kapamamın ardından organikten gelenlerin sitede kalma oranı %30 oranında arttı.
  • Bugüne kadar yazdığım hiç bir makalede anahtar kelime odaklı bir çalışma yapmamıştım. Bir kaç gecemi bu uğurda harcadım ancak tüm makaleleri tek tek anahtar kelime odaklı bir hale çevirdim. Anahtar kelimeleri belirlerken Keyword Planner da etkili oldu ama daha çok yeni aramalar nasıl yapılabilir üzerine kafa yorduğumu belirtmek isterim. Zira aramaların %15’i daha önce hiç yapılmamış aramalardan oluşuyor.
  • Inlinkleme noktasında bugüne kadar hiç manuel oturup uğraşmamıştım. Bu konuda bir eklentiye bel bağlamıştım, o otomatik olarak tüm yazılardan tüm yazılara iç linklemeyi gerçekleştiriyordu. Eklenti bozuldu 🙂 Hala daha daha iyisi yapılabilir desem de tüm yazıları tek tek elden geçirmek bir hayli vakit alıyormuş. İç linklemeler sonucunda hedeflediğim anahtar kelimelerde ciddi yükselişlere şahit oldum. Bu basit ama etkili kural sosyal medya danışmanlığı kelimesinde beni ilk sayfaya getirdi.
  • Eski yazılarımın çoğunda öne çıkarılmış bir görselim yoktu. Çünkü blogun temasında öyle bir şeye ihtiyaç yoktu. Fakat yazı sonundaki ilgili içeriklerde ve sosyal medyada sıkıntı çıkardığını farkettim. Tam olarak nasıl bir etkisi olduğuna dair henüz net bir verim yok ama site içi gezinmeyi artıracağını düşünüyorum. Tüm yazılara öne çıkarılmış görsel ekledim. Google tarafında görseller özel tasarım olmadığından çok bir etkisi olmadı tabi.
  • İlginç gelecek ama bir 404 sayfam yoktu. Tüm 404’leri ana sayfaya 301’liyordum. Bu korkunç hatayı düzelttim. Yeni 404 sayfam pek kreatif değil ama hoş oldu bence.
  • Sitedeki bütün yazıları İngilizce’ye çevirdim. Bunun için Google Translate API kullanıyorum. Bir iki saçma çevirisi yok değil ama pratikte güzel bir sonuç çıkardı. Bu güncelleme daha çok yeni, görüntülenmeyi sıfırdan 4000’lere çıkardı ama nasıl etkileri olacak zamanla göreceğiz.

  • Takipçilerim beni mi trolledi bilemiyorum ama bir iki aya Çince’ye de çevireceğim. API ücretlendirmesi güzel geçiriyormuş o nedenle her ay bir tane yeni dil eklemeye çalışacağım. Tabi ben bu şekilde cümleler kurmaya devam edersem API ne yapsın diye de düşünmüyor değilim. Bakalım “geçiriyormuş” kısmını nasıl çevirecek.
  • Beni en heyecanlandıran geliştirmelerden birisi de Google Tag Manager üzerinden yaptığım mini deneydi. Sitede schema.org kodlarına oldukça önem veren birisiyim. Ancak tüm içeriklere tüm schema kodlarını yerleştirebilen bir eklenti bulamadım. En iyi eklentide en fazla 8 farklı kod yapısı bulunuyor. Bunu aşmak için manuel düzenleme yapmaya karar verdiğimde ise her içeriğe yeri geldiğinde bazen 3-4 farklı kod ekleyecek olmak intihara sürüklemedi değil. Onun yerine Google Tag Manager’da değişkenler tanımladım. CSS seçici üzerinden sitedeki title, description gibi değerleri değişkenlere bastım. Bu değişkenleri de schema.org kalıpları üzerinde ilgili sayfalara otomatik olarak güncellenecek şekilde ekledim. Halen eklemem gereken bir kaç kod yapısı daha var ama kodların sorunsuz çalıştığını gördükçe mutlu oluyor insan.
  • Bundan daha da psikopatça bir güncelleme de görseller konusunda gerçekleştirdim. Site hızı ölçen araçlar genelde insanları bir yanılgıya sokuyor. Sadece ana sayfayı kontrol ettiğinizden sitenin tamamının hızı da o olacakmış gibi hissedebiliyorsunuz. Tüm sayfalarda hız değerlerini yükseltmek için bugüne kadar yaptığım hataları telafi etmem gerekti. Tüm görselleri PNG’den JPG’ye çevirdim. Bu işlemi bir çok noktada kodlar üzerinden manuel düzenlemeniz gerekiyor. Sitedeki 4000’i aşkın görseli de sıkıştırılmış JPG’ye, kalitesi 80’e düşürülmüş hale getirdim. Hesaplara göre yaklaşık 150MB kazanmışım. Analytics’e göre yurtdışından ziyaretlerin artmış olmasına rağmen ortalama yüklenme süresi 18 saniyeden 9 saniyeye kadar düşmüş oldu.

Tüm bu güncellemeler sonucunda organikten gelen ziyaretlerin sayısı 3 kat artmış oldu. Evet öyle milyonlar değil gelenler ama ortalama oturum süresinde muazzam bir değişiklik olmadığını da varsayarsak halen doğru hedef kitleye seslenen bir kitle söz konusu.

 

SEO Ajansı Seçerken Nelere Dikkat Etmelisiniz?

Başlamadan önce söyleyeyim; hayır, bu yazının sonunda işte bu yüzden bizi tercih etmelisiniz yazmayacak.

SEO kesin formülleri olmayan bir konu olup herkes kendi tecrübelerine göre hareket ettiğinden olsa gerek insanların çok kolay kandırılabildikleri bir konu. Dijital bir girişim kuracağım diyerek yola çıkmış herkes bu SEOculardan bir tokat yemiştir mutlaka. Peki ajans seçimini gerçekleştirirken nelere dikkat etmemiz gerekiyor, hangi soruları sormalıyız?

Öncelikle çalıştığınız SEO ajansının gizli formülleri varsa iki kere düşünmelisiniz. Gerçekten kaliteli bir SEO ajansı ile çalışıyorsanız tüm çalışmalar şeffaf olacaktır. Bir ajansla çalışmaya başlamadan önce ajansın sözleşmesini de incelemek gerekiyor. Çalışacağınız ajansın ne derece profesyonel olduğunu ya da müşterisini ne kadar düşündüğünü sözleşmesinden pekala anlayabilirsiniz. Tabi “sözleşme mi? O da ne?” diyenlere “ajans” demeyi bıraktığımı farketmişsinizdir.

Ajansa sormanız gereken ilk soru “stratejiniz ne olacak” olmalı. Stratejiden anladıkları sadece sizi hangi kelimede ilk sıraya taşıyacaklarını iddia etmeleriyse hemen kaçın!

SEO ajansı size teklif vermeden önce muhakkak siteniz hakkında bir ön analiz gerçekleştirmiştir. Bu analize dair sorular sorabilirsiniz;

  • Kaç sayfanın teknik olarak optimizasyona ihtiyacı var?
  • Her ay kaç farklı sayfayı optimize edeceksiniz?
  • Aylık kaç adam/gün bizim için harcayacaksınız?
  • Ayda kaç yeni landing page hazırlayacaksınız?
  • Ayda kaç iç ve dış linkleme sağlanacak makale hazırlayacaksınız?
  • Aylık raporlarınızı ayın kaçında göndereceksiniz ve kapsamı ne olacak?

Elbette SEO ajansı için en önemli iş içerik.

  • Var olan içeriğimizi mi düzenleyeceksiniz yoksa yeni içerikler mi oluşturacaksınız?
  • Hazırlayacağınız yeni landing pageler sözleşmemize dahil mi?

Tabi linkleme de önemli.

  • Backlinkleri nasıl elde edeceksiniz?
  • Bu sorunun cevabı tamamen tahmin olacaktır ama yine de sorulmalı. Ayda kaç yeni backlink beklemeliyiz?
  • Backlinklerin sağlanacağı adreslere dair bir veri havuzunuz var mı?

En önemli soru: Çalışacağım ekiple tanışabilir miyim? Yoksa işlerimi vereceğiniz kişiler stajyerler mi?

  • Halihazırda rakiplerimizle çalışıyor musunuz?
  • Rakiplerimizle önceden çalıştınız mı?
  • Eğer çalışmadıysanız sektörümüzle ilgili bir networke sahip misiniz?
  • Sektörümüzle ilgili önceden yazdığınız makaleleri görebilir miyiz?

Projeyi takip için,

  • Ne kadar sürede bir toplantı gerçekleştireceğiz?
  • Hangi proje takip yazılımını kullanacağız? (Trello, Asana, Basecamp vb.)

Hedefler,

  • Ne kadar süreli bir çalışma sonucu ne kadarlık bir yükselme bekleyebiliriz? Tabii ki yalnızca tahmin.
  • Elinizde case studyler var mı?

Raporlama,

  • Raporlama için hangi toolları kullanıyorsunuz?
  • Raporlamanız yalnızca tooldaki datayı export etmek mi olacak? Yorumlayacak mısınız?

Soruların bazılarının net cevapları olmayacaktır, zaten mesele de ajansın sorularınıza nasıl cevap verdiğini yorumlamakta.

Sizin ajansınıza sorduğunuz sorular neler?

Kurumunuzda SEO Eğitimi ile satışlarınızı nasıl artıracağınızı öğrenmek ister misiniz?

SEO’da Artık İnanmayı Bırakmanız Gereken 9 Efsane

Arama motoru optimizasyonu süreçlerinde Google bize tüm yolları anlatmadığından daha çok kişisel deneyimlere göre stratejilerimizi geliştiriyoruz. Genellikle Türkiye’deki SEO uzmanları yurtdışında bir blogta birinin kendi sektöründe, kendi ülkesinde deneyimlediği sonucu aynen burada da alabilecekmiş gibi alıyor ve kullanıyor. Haliyle strateji işe yaramıyor. Ancak bu tür deneme yanılmalar sonucu ortaya büyük bir bilgi kirliliği çıkıyor. Sizin için artık inanmayı bırakmamız gereken SEO efsaneleri hakkında bir derleme hazırladım.

1- Sitemi Google’a Göndermeliyim

Google’ın submit URL linkini kullanmanıza gerçekten gerek yok. Google buraya linkinizi ilettiğinizde size herhangi bir şey garanti etmiyor. Halihazırda indekslenme işlemlerini zaten örümcekler sayesinde yapıyor. Örümceklerin çalışma mantığı ise şöyle; bir web sayfası taranırken o sayfadaki tüm bağlantılar da aynı şekilde taranır. Diğer bağlantılarda tarandığından gidilen sayfadaki diğer bağlantılarda taranacaktır. Örneğin Growth Hacking Danışmanlığı şeklinde verdiğim backlinkte sayfadaki site içi 29 bağlantıyı da Google tek tek tarayacak.

2- Backlink İçerikten İyidir

Evet, 2000’li yılların başlarında içeriğimize mümkün olduğunca çok yerden backlink almaya çalışırdık. Önce bu linklerin sayısı kıstas alınırdı, sonra linklerin PR değeri kıstas alındı, şimdilerde ise bir dizi algoritma arka tarafta çalışıyor. 2013’teki Penguen 2.0 güncellemesine kadar backlinkler kraldı. Ancak şuanda backlinke harcayacağınız para yerine mutlaka siteniz için yazacak tam zamanlı bir ya da bir kaç editör almanız gerekiyor. Unutmayın, kaliteli içerik, kendi backlinkini zaten getirir.

3- HTTPS’in SEO’ya Küçük Bir Etkisi Var

SSL sertifikası sahibi olmanın çok az etkisi var diyeni artık kürekle dövebilirsiniz. Özellikle aldığınız SSL sertifikasının doğrulama oranı arttıkça Google’ın sitenize verdiği değer artmakta. Burada şu noktaya parmak basmak gerekiyor, ücretsiz SSL sertifikaları için konuşmak gerekirse, evet çok fazla işe yarıyorlar diyemeyiz. Ancak sitenizi, şirketinizi doğrulayan, şirket adınızı tarayıcıya yansıtan SSL sertifikaları ilk tercihiniz olmalı.

4- Sıralamada Üst Sırada Olmak Her Şeyden Önemli

Sizi Google’da ilk sıraya çıkaracağız diyenler hala var. Biraz daha temkinli olanlar artık ilk sayfaya taşıyacağız diyor. Ancak bunları söyleyenler SEO’nun ne olduğunu anlayabilmiş değil. SEO üst sıralara çıkmak değil, doğru kullanıcıları doğru sayfalarla buluşturmaktır. İlk sırada olup çöp trafiği çekiyorsanız yaptığınız yatırım boşa gitmiştir. Diğer yandan insanlar SERP’te sadece ilk 3’e bakmıyorlar. Özellikle ürün araştırırken sıralamadan çok Rich Snippet entegrasyonları dikkatlerini çekiyor. Yani video var mı? Yıldız var mı? Yorum var mı? En düşük fiyat yazıyor mu? gibi. SEO sadece ilk sıraya çıkarmak değil, kullanıcıyı siteye tıklatmayı da içeriyor.

5- Meta Açıklamaları Sıralamalara Etki Eder

Etmez. Google meta description’un ve keywordlerin sıralamaya artık etki etmeyeceğini duyuralı yıllar oldu. Makaleniz için yazmış olduğunuz açıklama metni yalnızca kullanıcının SERP’te görüp tıklamasına yarar. Kesinlikle sıralamalara bir etkisi yok.

6- Pop-upları Google Sevmiyor

Kabul edin, pop-upları Google’ın sevmediğini sanıyordunuz değil mi? Cümleyi düzeltmek lazım. Google yanlış kullanılan pop-upları sevmiyor. Eğer kullanıcı içeriğe pop-uptan dolayı erişemiyorsa, evet Google sevmeyecektir. Özellikle mobilde bir türlü pop-upı kapatamıyorsa, kullanıcı gıcık oluyorsa hemen pop-upı düzenlemeniz gerekiyor. Pop-uplar kullanıcı siteye girdiği gibi değil, bir kaç dakika sonra ya da bir kaç sayfayı gezdikten sonra çıkmalı, çıkan pop-up tüm ekranı kaplamamalı.

7- Anahtar Kelime Optimizasyonu İşin Anahtarı

Sitenizi Semantik Aramaya Nasıl Uyumlu Hale Getirebilirsiniz başlığında açıkladığım gibi anahtar kelime odaklı bakmıyor Google. Arka tarafta çalışan yapay zekaya bağlı algoritma kelime öbeklerini okuyor. Hatta yazdığınızı anlıyor diyebiliriz. Konudan bağımsız olarak anahtar kelimeleri içerikte geçirdiğinizi rahatlıkla anlayabiliyor.

8- Kelimeler Tam Eşlemeyle Yazılmalı

Google’ın RankBrain adını verdiği yapay zeka uygulaması, nasıl desem.. Salak değil. Anahtar kelimenize eklediğiniz ekleri anlayabiliyor artık. Yani içeriğinizde anahtar kelimenizi sürekli tekrar tekrar geçirmenize ya da Yoast’ın verdiği uyarılara kanarak tam eşlemeyle yazmanıza gerek yok.

9- Ana Sayfamda Bir Sürü İçerik Olmalı

Google odaklandığınız anahtar kelimelerde üst sıralarda çıkabilmeniz için ana sayfanızdaki kelime yoğunluğuyla kesinlikle ilgilenmiyor. Ana sayfanızı işinizi daha iyi anlatabilmek, dönüşümünüzü gerçekleştirebilmek için optimize etmelisiniz. Google kesinlikle “Aaa ne kadar az kelime kullanmışlar ana sayfada, dur ben düşüreyim şunları” demiyor.

Kurumunuzda SEO Eğitimi ile satışlarınızı nasıl artıracağınızı öğrenmek ister misiniz?

Sitemizi Semantik Aramaya Nasıl Uyumlu Hale Getirebiliriz?

SEO doğru bilinen yanlışlarla dolu bir cangıl. Bu doğru bilinen yanlışların bir çoğu anahtar kelime seçimi ile ilgili. Anahtar kelime seçimlerinde SEO’ya yeni başlayanları yanıltan en büyük etki kullandığımız toollardan geliyor. Çünkü SEO’nun mantığını kavramadan SEO yapmaya çalışıyoruz.

SEO derslerimin hep ilk cümlesi şu olur: “SEO, Google’ı kandırmak değil, doğru kullanıcıya doğru içeriği gösterme sanatıdır.” SEO Uzmanları genel olarak toollara bağımlı hale geldiğinden toollara göre içeriklerini optimize ediyorlar. Yalnız toollar sadece yüzdeler ve sayılar veriyor bize. Örneğin Yoast SEO’yu ele alalım. WordPress kullanıp Yoast ile tanışmayan yoktur. Yoast’ın yazı içi metriklerinden birisi de anahtar kelime kullanım oranıdır. Çoğunlukla bu tür toollara bakanlar anahtar kelime kullanımının minimum %2 olması gerektiğini söylerler. Eskiden bu oranları %10lara kadar çıkaranlar vardı. Ancak Google algoritmaları artık bu şekilde oluşturulmuş içerikleri cezalandırıyor. Devir değişiyor. Nedenini açıklayayım.

LSI Keywords yani Latent Semantic Indexing Keywords artık anahtar kelimelerimizi belirlerken bilmemiz gereken terimlerin başında geliyor. Eskiden yalnızca keywordler eklerdik. Google için yazar, aklı başında bir okuyucunun okurken metnin amacını, neyden bahsettiğini asla anlayamayacağı bir metin yazar ve ilk sıraya otururduk. Okuyucu anlamazdı çünkü her 5 kelimede bir anahtar kelimemizi kullanırdık. Ardından hayatımıza long-tail keywordsler girdi. Artık içeriklerimiz daha anlaşılır hale gelir gibi oldu. Artık anahtar kelimelerin son noktası ise semantik anahtar kelimeler. Artık Google stuffing yapanları cezalandırdığı gibi LSI Keywords kullananları ise ödüllendiriyor.

LSI Keywords Nedir?

ABD’de elma sattığınızı düşünün. Elma kelimesinde üst sıralara çıkmanız gerekiyor. Ancak ne var ki en büyük rakibiniz Apple Inc. Elma satın almak isteyenlerin karşısına da Apple çıkıyor. Bunu aşmak için LSI’den faydalanmamız gerekecek. Bir örnekle açıklayayım. Otomobil tamiri kelimesine çalışıyoruz. Eskiden makalelerimizde ne yapardık? Otomobil tamiri kelimesini kimilerine göre belli bir oranda, kimilerine göre oldukça fazla sayıda kullanır, yazıyı optimize ettiğimizi düşünürdük. Artık öyle değil. Makalemizde bir kez otomobil tamiri geçecek. Ardından diğer cümlelerimizde oto tamiri, dizel motor tamiri, araba tamiri, araç tamiri, motor rektifiye gibi kelimeler geçmesi gerekecek.

LSI Keywords Nasıl Belirlenir?

Anahtar kelimelerinizi belirlerken aslında standart kullandığımız yöntemleri çok fazla değiştirmemize gerek yok. Ubersuggest gibi bir aracı kullanıp yüzlerce anahtar kelimeyi önümüze aldıktan sonra “normal bir kullanıcı” gibi düşünmeye başlıyoruz. Normal kullanıcı bu makalede hangi anahtar kelimelerin geçmesini isterdi? Bu anahtar kelimeleri Ubersuggest içinden seçip kullanıma başlıyoruz. Tabi yine de en çok kullanılan yöntem Google aramalarında sonuç sayfasının en altında çıkan kısımdaki anahtar kelimelerdir.

LSI Keywordsler Nerede Kullanılmalı?

Anahtar kelimelerinizi tam eşleme olmasa dahi (olmaması tavsiye edilir) Title, Description, Heading Tags, Anchor textlerinizde ve paragrafların son ve ilk cümlelerinde kullanmanızda fayda var.

Semantik aramalar artık arama motorlarının geleceği haline gelmiş durumda. Semantik aramalara tam uyumlu hale gelebilmek adına LSI Keywordslere geçiş sürecini bir an önce tamamlamak gerekiyor. Tüm makalelerimizde semantik aramaya uygun kelime stratejileri geliştirmek, bu kelimeleri long-tail üzerinden kurgulamak ve mümkün olduğunca ilk kuralı akıldan çıkarmamak gerekiyor: Makalenizi Google için değil, kullanıcı için yazıyorsunuz.

Markanızın SEO Danışmanlığı ile sitenizin organik trafiğini ve online cironuzu artırmak ister misiniz?

Ücretsiz Backlink Kazanımı için 11 Harika Taktik

Araştırmalar gösteriyor ki SEO çalışmalarının merkezini Backlink Tree çalışmaları oluşturuyor. Sağlıklı bir backlink tree oluşturmadan rekabet içeren bir kelimede yükselme şansınız neredeyse sıfır. Ancak backlink alımı da bir o kadar zor bir iş. Çoğu zaman SEO uzmanlarının aklına gelen ilk soru ‘backlinkleri nereden alabilirim?’ oluyor.

Google’da kısa bir arama sonucunda elde edebileceğiniz klasik bir kaç taktik var. Blog yazılarına yorum yapmak ya da konuk yazarlık gibi artık çok klişe olmuş ve son algoritma değişiklikleri ile artık işe yaramadıkları ortada olan taktiklerden bahsetmeyeceğim. Aynı zamanda BlogRoll gibi ya da düşük kaliteli sitelerle dolu Sözlüklere girin demek gibi size sadece zararı olacak önerileri de es geçiyorum.

  • Google Plus’tan Faydalanın

Google Plus her ne kadar popülerliğini yitirmiş olsa da SEO uzmanlarına sunduğu harika bir alan var. About alanındaki Story kısmı. Bu alan bize dofollow link sağlayabilen bir alan. İlgili anchor textinizi kullanarak hem Page’te hem de Profile’da link alabiliyorsunuz.

Google Plus’tan Faydalanın

 

  • Referansların Gücüne İnanın

Referanslar landing pagelerin vazgeçilmezidir. Ziyaretçinin güven duygusuna en kolay referanslarla ulaşılabilir. Öyleyse bunu bir fırsata çevirelim. Çalıştığınız tüm kurumları listeleyin, hepsinin web sitelerini inceleyip referanslara yer verip vermediklerine bakın. (Hatta yer veren kurumlarla çalışın) Ardından onlarla iletişime geçip sizi de eklemelerini isteyin. Bu yöntem en sağlıklı backlink edinme yöntemlerinden birisi aslında.

 

  • Quora’yı Kullanın

Quora Q&A alanındaki en büyük mecra. Bu mecrayı takip eden o kadar çok insan var ki. Quora’nın gücünden faydalanın. İnsanlara Quora’da yardımcı olun. Markanız Quora’da üyelik açabilir ve ilgili konularda tek tek her soruya cevaplar verebilir. Cevaplarında kullanacağı linkler Quora gibi kaliteli bir siteden link almanıza olanak sağlayacaktır.

 

  • Anahtar Kelimenizi Monitor Edin

Semrush’ın Brand Monitoring özelliğini kullanarak anahtar kelimenizin geçtiği her yeri an be an takip edin. Anahtar kelimenizi kullanan rakip olmadığı sürece size bir fırsat doğmuş oluyor. Anahtar kelimenizi kullanan tüm sitelerle iletişime geçin ve nazikçe linkinizi eklemelerini isteyin.

Anahtar Kelimenizi Monitor Edin

 

  • Basın Bültenlerinizi Renklendirin

Basın bültenleri masse seslenmeniz için kaçırılmayacak birer fırsattır. Sorun şu ki bülteninizi yayınlarlar ama ana sayfada promote etmezler. İlk yapmamız gereken basın bültenimizin viral bir bülten olmasına dikkat etmek. Diğer yapmamız gereken ise bültende linklere yer vermek. Ana sayfaya taşımasalar bile en azından backlink alabiliyor olmak. Genellikle gönderdiğiniz haber sitelerinin %10’u linkli bir şekilde içeriğinizi yayınlayacaktır.

 

  • Slideshare Tahmin Ettiğinizden de Büyük

Slideshare’de yayınlayacağınız raporlar yüzbinlere ulaşabiliyor. Ulaştığınız her yeni kişi içeriğinizi biraz daha viralleştiriyor ve viralleşen içeriğinizden alacağınız backlink daha da değerli oluyor. Unutmayın, Slideshare’e dosyayı yüklerken önce dosyayı .pdf’e çevirmelisiniz. Rapor ya da sunumunuzun içine linkleri eklemeyi unutmayın.

 

  • İnfografikler Hala Çok Popüler

 

İnfografikleri tasarlamak biraz zor gibi görünse de sizi takip eden topluluk için yeri doldurulamaz kalitede bir içerik olmaktalar. İnfografiklerin viralleşmesi ve diğer bloglar ve haber kaynakları tarafından yayınlanması daha kolay olmakta. Yine infografikler yayınlanırken bir data içerdiğinden backlink verilme oranları daha yüksek olmakta. İnfografik tasarlayacak tasarım bilginiz yoksa da oldukça uygun fiyatlara tasarım yapacak sistemler mevcut.

 

  • Araştırmalar Yayınlayın

Bugüne dek aldığım en kaliteli backlinkleri bir araştırmam aracılığıyla almıştım. Türkiye’deki TV kanallarının sosyal medyadaki durumlarına dair mini bir rapor hazırlayıp basına servis etmiştim. Haber ajansları araştırmayı geçmiş ve 2000 üzerinde haber sitesinde haber olmuştu. Raporu hazırlamak ise sadece bir günümü almıştı. Sektörünüzle ilgili mini raporlar hazırlayın. Bu raporlarda çok teknik bilgi vermekten kaçının zira içeriğinizin daha fazla kuruluş tarafından yayınlanmasını istiyorsanız herkesin anlayabileceği bir dilde olması gerekiyor. Raporunuza bir kaç data içeren görsel ekleyin ve raporun sonucundan bir kaç cümleyle bahsedin. Kaliteli içerik yayıncıları içeriğinizi havada kapacaklardır.

 

  • Wikipedia En İyi Arkadaşınız Olmalı

Wikipedia’dan backlink almak denince akla ilk olarak spam çalışmalar geliyor olabilir. Hayır, spamden nefret ediyoruz. İçeriklerinizde tanım içeren, bilgi veren, data sunan tüm içerikleriniz Wikipedia’da kaynak olarak kullanılabilir. Alanınızla ilgili konuları arayıp ilgili konuları ekleyip kaynak göstererek yüksek kalitede backlinkler elde edebilirsiniz. Ufak bir tüyo : Yapabiliyorsanız Wikipedia Editörü olmaya çalışın, yapamıyorsanız mutlaka bir kaç editörle tanışmaya gayret edin.

 

  • Yarışma Düzenleyin

Sektörünüzdeki en çok tartışılan, en çok kafa yorulan konulardan birini seçin ve o konu hakkında bir blog yarışması düzenleyin. Bloggerlar kendi bloglarında sizin konunuz hakkında yazsın ve halk oylaması sonucunda en çok beğenilen yazının sahibi sizden bir ödül kazansın. Eğer iyi bir duyuru gerçekleştirebilirseniz alacağınız backlinklerin haddi hesabı olmayacaktır.

 

  • Ufak Toollar Yayınlayın

Ana işinize yakın konularda ufak toollar yayınlayın. Semrush’ın BERush ve SEOquake çalışmalarını bu yönden çok seviyorum. Sektör çalışanlarının ücretsiz bir şekilde işlerini kolaylaştırırken kendilerini tanıtma fırsatını da buluyorlar. Benzeri toollar hem tanınırlılığınıza fayda sağlayacak hem sabit bir ziyaretçi kitlesi sağlayacak hem de hiç tahmin etmediğiniz yerlerden backlinkler almanıza olanak sağlayacaktır.

Nelerden Kaçınmalısınız ?

SEO taktiği diye internette dolaşan bir sürü saçma taktik var. Bunlardan bazılarının üzerinde durmak gerekiyor.

  • Asla ilgili/ilgisiz bir sürü siteye girip spam yorum yapmayın.
  • Spam yorum yapan bir bot yazıp binlerce siteye birden yorum yaptırmayın.
  • Ücretsiz WordPress teması dağıtıp, hepsinin footerından backlink almayın.
  • Backlink satın almayın, illa bir şey satın alacaksanız native içerik satın alın.
  • WordPress, Tumblr vs.de paravan bloglar açıp kendinize link vermeyin.
  • Sırf .gov uzantılı diye saçma sapan ziyaretçi defterlerine linkinizi koymayın.

*Bu yazı ilk olarak Semrush blogta Haydar Özkömürcü tarafından yayınlanmıştır. 

Markanızın SEO Danışmanlığı ile sitenizin organik trafiğini ve online cironuzu artırmak ister misiniz?