Eurostat‘a göre AB üyesi tüm ülkelerden daha fazla sigara tüketiyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın istatistiklerine göre geçen yıla oranla %12 daha fazla sigara tüketiyoruz. Merak edenler için söyleyeyim, bu şekilde dikkat çekici artış bir de Çin’de var. Onların da özellikle yaptığını düşünmüyor değilim. Biri de çıkıp yahu biz nerede hata yapıyoruz diye sormuyor mu?

Bugün tam 37 gün olmuş. 15 yıldır, günde 1 ila 2 paket kullandığım sigarayı tamamen bırakışımın üzerinden 37 gün geçmiş. Yaşayanlar bilir, hayatınız için milat gibi bir şey. Benim için hayatımı değiştirmesinin yanında bir özelliği daha oldu bu yaşadığım deneyimin. Hayatındaki her şeyi pazarlama gözlüğü ile de bakmaya çalışan biri olarak insanların sigarayı neden bırakamadığını hatta daha doğrusu neden 15 yıl boyunca sigara kullandığımı düşünmeye çalıştım.

Bu düşüncelere yoğunlaşmam sigara bırakma sürecime ket vurmadı zira kararım kesindi, hangi aksiyonu neden sürdürdüğümle hesaplaşmaya çalıştım daha çok. Çıkardığım sonuçları çevremde sigarayı bırakmış farklı insanlarla da paylaştığımda hemfikir olduğumuzu farkettim.

Sigara bağımlılığı, içmeyenler için büyük bir bilinmezlik, içenler içinse düşünmek istemedikleri detaylarla dolu bir bağımlılık.

“Sigarayı Neden Bırakmalısın?” Saçmalıkları

Özellikle hayatında sigaradan bir fırt dahi çekmemiş insanların özellikle de bilmiş tavırlarla, sanki kendinden başka kimsenin düşünemediği şeylerden oluşur bu nedenler.

Cebine Zarar!

Sigara içmenin maddi açıdan çok sıkıntı verdiğini söyleyen insanlar aslında tek kelime ile “saçmalıyor”. Hele bir de (sigarayı bıraktırma kuruluşları dahil) sigara içmeseydin cebine şu kadar para koyar, şunları satın alırdın hesaplamaları yok mu? Şimdi ben 15 yıldan beri sigara için harcadığım parayı biriktirmiş olsaydım -kesinlikle biriktiremezdim ya o ayrı konu- ortalama olarak 100-120bin TL kenara koymuş olacaktım. 120bin TL ile şu anda sıfır otomobil satın alamıyorsunuz. Kişiyi pragmatist düşünceye yönlendirdiğiniz zaman, insan beyni matematiksel olarak -kendince- faydaları birbiriyle karşılaştırmaya başlıyor. Bir otomobil dahi alamadığım olası bir maddi kazanç karşılığında sigarayı bırakmak.

Bu noktada yıllardır gıcık olduğum bir tanımdan söz etmem gerekiyor. Sigara bağımlılığı. Ben tıpkı eroin bağımlıları, alkol bağımlıları ya da sokaktaki balicilerle bir olarak anılmaya gıcık olurdum. Sanıyorum Yeşilay gibi kurumların yaptığı tek şey bu tanımı doğru koymak. Sigarasız ilk günümde verdiğim karar oldukça taze idi. İkinci gününde ise inanılmaz bir yoksunluk sendromu oluşmaya başladı. Bu şu demek; kalbiniz durmak üzere, nefes alamıyorsunuz, yüzünüz, gözünüz kızarıyor, çığlık atmak istiyorsunuz ve size iyi gelecek olan tek bir şey var o da sigara. Bir fırt çekseniz o his geçecek. O an o 120bin TL hesabı yapan adamı elinize geçirseniz, paraları tek tek rulo yapıp… diye devam ediyor düşünceleriniz.

Şu an 20TL bir sigara paketinin fiyatı. Çok mu yüksek? Evet, fakat bir sigara bağımlısını caydıracak seviyede değil. Ben ilk başladığımda cebimdeki bütün param ile sigara alırdım. 15 yıl sonra da önce bütün ay için gereken sigarayı alıp, ardından kiraydı, faturalardı devam ediyordum. Yani bir sigara paketinin fiyatı 50TL olursa sigara içen sayısında bir değişim olmaz. Sigara paketinin fiyatı 500TL olursa sigara için birbirini öldürenlerin haberlerini TV’lerde izlemeye başlarız fakat sigara içen sayısında yine bir değişim olmaz. Hatta bırakan sayısının ciddi oranda düşeceği kanaatindeyim. Çünkü kişinin bağımlılığına ne kadar saldırırsanız ona olan bağı o kadar kuvvetlenir.

Sağlığına Zarar! Kanser Yapar!

Söylemin içeriği doğru olsa da, içenler bunun doğrulunu biliyor, tasdik ediyor ve içmeye devam ediyorsa söylemin bir yerinde bir sıkıntı olduğunu farketmek gerek. “Margarin de zararlı, onun da kanser yaptığını söylüyorlar ama yiyoruz”, “egzoz dumanı da zararlı ve kanser yapıyor”, “termik santrallere bile filtre takılmıyor, kanser yapıyor”, “senelerce radyasyonlu çay içtik o da kanser yapıyordu”… Cümleleri çoğaltabiliriz ancak ne demek istediğimi anladınız. Buradaki problem şu; az önce anlattığım yoksunluk sendromunu hatırlayın. O sendromu yaşadığınız anda, bak bu sendromdan kurtulmanın çok kolay bir yolu var, çakmağı yak; rahatla! hissine karşılık kişinin 40 sene sonra değil de 30 sene sonra ölebileceğini söylüyorsunuz.

İnsan beyni bu şekilde çalışmıyor. Ödül sistemi bu şekilde çalışmıyor. Hemen şimdi 100TL mi kazanmak daha cazip, 20 yıl sonra 1000TL mi? İkinci cevap çok seçiliyor olsaydı insanların maaşlarından zorunlu BES kesintisi yapılıyor olmazdı. “Zaten bir sigaramız var şu hayatta, onu da zehir etme”. Ürettiğimiz standart savunma mekanizmasıdır bu noktada. Çünkü sigaranın zevk verdiğini, hazzı olduğunu, gerekirse bu haz için gelecekte bir gün yaşayacağımız 10-15 yıl ile takas edebileceğimizi düşünürüz.

Sigara bağımlılığının nasıl çalıştığını iyi anlamak gerek. 

Sigara ilk içtiğinizde hiçbir anlam ifade etmez. Bu ne lan, bu muymuş bütün milletin bırakamadığı şey dersiniz. Dur bakayım, sana ben de eşlik edeyim, zaten dün de yaktım bir tane hiç etki etmedi. Bitti, artık bağımlısınız.

Peki vücudunuza aldığınız nikotin aslında ne yapıyor? Sigara içen biri olarak şunları yapıyordu bende;

  • Hazmı kolaylaştırıyor (Yemekten sonra yakardım)
  • Daha rahat nefes almamı sağlıyor (Koştuktan sonra yakardım)
  • Ayılmamı sağlıyor (Uyanınca değil, gözümü açtığımda yakardım)
  • Rahat uyku geçmemi sağlıyor (Gözümü kapamadan önce yakardım)
  • Canımın sıkkınlığını gideriyor (Her an yakardım)

Çooook daha uzun bir liste var ama aslında bütün bunların kendime söylediğim bir yalandan ibaret olduğunu sonradan öğrendim. Nir Eyal’ın bir kitabı var, Hooked (Kancaya Takılınca). Aslında sigara zaman içerisinde yaşadığım her duygu durumuna ayrı bir kanca takmış. Artık bir sigara yakmak için bu kancalandığım olaylardan herhangi birinin gerçekleşmesi yeterli. Tahmin edeceğiniz üzere bu kancaların gerçekleşme sayısı da ortalama bir insanda günde 20 kez oluyor. Bu kancalanma gerçekleştiğinde beyne giden nikotin, artık nikotin olmadan salgılanmayan endorfini salgılatıyor ve yemeği hazmettiğimizi, daha iyi nefes aldığımızı falan düşünüyoruz.

Haydi İğrenç Fotoğraflarla Korkutalım!

Karşınızdaki bağımlılık diğer bağımlılık türlerinden çok daha sinsi. Hem etkisi çok yavaş hem ödül mekanizması tıpkı diğer bağımlılıklardaki gibi hızlıca tesir ediyor. Bu insanı günün birinde kanser olma korkusu ile vazgeçiremezsiniz. En iyi ihtimalle sizin doğru söylediğinize inanır ve bir daha asla düşünmez. Aklına bile getirmez. Beyin kendini tamamen benzer mesajlara kapatır. Hani sigara paketinin üstüne fotoğraflar koyuyorlar ya, senelerdir cebimde taşımış olduğum paketlerdeki resimleri gözümün önüne dahi getiremiyorum. Hatırlamıyorum bile. Şimdi o görece rahatsız eden görüntüler yerine şunları koymaya başlıyorlar;

Sigara Paketleri

En iyi ihtimalle beynim bunları görmezden gelir. Bu görmezden geliş sonucu fotoğraflar ya normalleşir ya da inandırıcılığını kaybeder. Zaten dünya genelinde onlarca araştırma da bu fotoğrafların bağımlılığı artırdığını ortaya koymuş durumda. Çok anlatmaya gerek yok.

Haydi Meydan Okuyalım!

Yani şu paketi tasarlayan adam kadar hayata nasıl düz bakabiliyorlar anlamıyorum. Bu paketin yarayacağı tek şey şu cümleyi kurdurmak olacak; 20 yıldır sigara içiyorum, 6 çocuğum oldu, ne kadar da güçlüyüm!” Sen de gücünü kanıtlamak istiyorsan, sigaraya başla! Geri zekalılar! sigara ve cinsellik

Sigara Sizi Asosyal Yapar!

Yani buraya kadar okuduysanız, merak etmeyin nasıl bırakılabileceğini de kendimce anlatacağım. Ancak şu sav cidden saçmalık. Türkiye’de 17 milyondan fazla kişi sigara kullanıyor, nereye asosyal oluyorsun? Hele erkeklerde sigara içmeyenlerin sayısı neredeyse daha az. Asıl içmeyenler asosyal oluyor desen daha doğru çıkacak, böyle saçma sav mı olur?

Kısa kısa savlara devam edelim;

  • Yaşam kalitenizi yükseltmek için. Kişiye aldığın hazzı bırak, kaliten yükselsin diyorsunuz.
  • Dış görünüşünü iyileştirmek için. Buna neden sigaraya başlıyoruz kısmında değineceğim.
  • Evinizin havasını iyileştirmek için. En çok buna gülüyorum. Sigara kullanan insanların sigaranın kokusunu alabildiğini düşünüyorlar. (Sahi ne pis kokuyormuş yahu) 
  • Çevrenizdekiler pasif içici olmasın. Egzoz maddesine tekrar dönmek lazım burada, bir de pasif içiciliğin tanımını biraz abartıyor olabiliriz. Yüzüne duman gelen “eyvah pasif içtim” diyor.
  • Benim için sigarayı bırak, hatırım için. İlk sigarasını daha dün yakan birisi ile konuşmuyorsanız bu cümle asla işe yaramaz. Ha ilk sigarayı dün yakmışsa bugün ağzını burnunu kırın onun, ertesi gün bir daha kırın bir daha içmeyi düşünmesin. Ancak bağımlı biri sizi ne kadar sevse de, saysa da bırakamaz. Sigaraya sizden daha fazla bağımlıdır çünkü.
  • Önce kafanda bitir! Mantıken doğru tabi ama niye bitirsin ki? Önce bitirmesi için tutunulacak bir neden verilmesi gerekiyor.
  • Elektronik sigaraya başla! Altı yedi ay kadar kullandım, sigaraya döndüğümde sigarayı yemeye başladım hasretimden, hiç bulaşmana gerek yok güzel kardeşim. Bu tavsiyeyi veren arkadaşa da söyle, sigara ile tanışmak için harika bir ara yol elektronik sigara, milletin aklını çelmeyin.

Sigaraya Neden Başlanır?

Belki de ilk önce bu kısmı kabullenmemiz gerekiyor. Sigaraya insanların neden başladığını anlamadan, neden bırakılması gerektiğini ve bunu insanlara nasıl anlatabileceğimizi çözemeyiz. İknanın Psikolojisi kitabında Cialdini bu konuyu pek alışık olmadığımız bir şekilde ele alır. Özellikle insanların kendilerinin kabullenmek istemediği türden bir düşünce olduğundan önce reddederiz bunu. O da şudur;

Sigara içmek havalıdır. Sahiden havalıdır. Ergenlik döneminde sigaraya başlayanlar geçmişi hatırlarsa daha iyi kavrayabilecekler olayı. O hormonların tavan yaptığı dönemde en önde olan çocuklar daima karşı cins tarafından daha dikkatle izlenen, daha hayranlık duyulan tiplerdi. Onlar -büyük ihtimalle- biraz daha fazla oranda ya da erken hormonlarla uğraşmaya başlamışlardı. Özellikle de -avcılık yeteneklerini yeni keşfetmeye başlamış- erkeklerde kendi gücünü gösterme, korkusuzluğunu gösterme göstergesi sigaradır.

Araştırmalara göre (Kıvılcım Anı Malcolm Gladwell) sigara içenler cinsel açıdan daha aktif, daha dürüst, kendiyle daha barışık, daha girişken, daha sosyal insanlar. Gençlerin öykündüğü bu havalı kişiler ise kesinlikle yetişkinler değil, kendi gibi gençler. Özellikle gençler sigaraya başlama konusunda en az anne babasını örnek alıyor. Zira ergenlere göre anne babanın yaptığı havalı değildir. Sigarayı bıraktırmaya yönelik öldürür, cinsel gücü azaltır, çocuğunuza zararlıdır gibi mesajların tamamı yetişkinlere yöneliktir. Ek olarak yetişkinlerin tamamı sigaranın zararını olduğundan bile daha fazla olduğunu düşünürler.

Sigara Bırakma Kampanyaları Neden Yanlış?

Her yere bayrak gibi asılmış bir slogan var, “sigara içmek öldürür.” Bakın kızlar, ölüme meydan okuyorum. Ergenlerin beyni yetişkinlerden biraz daha farklı çalışıyor, hatta çalışmıyor dersem kimsenin kızacağını bile sanmam. Şimdi bu ergenlere bir meydan okuma -challenge- şansı verdiğinizde anında ölecek olduklarını tahmin dahi etseler deneyeceklerdir. Kendini kanıtlamak isteyen ve bunu sigara içerek yapabileceğini düşünen bir ergene “ama dur sağlığına zararlı, 40 sene sonra kanser olma riskin yüzde bilmem kaç artabilir” diyerek engelleyemezsiniz.

Stratejide Değişmesi Gereken Söylem 1: Sigara içmek havalı değil, ezikliktir.

Ergenlerin bunu öğrenmesi gerekiyor. X kuşağı Clint Eastwood karakteriyle büyüdü, sigaranın havalı olduğunu düşündü. Z kuşağı da muhakkak görüyor birilerini. Onlara o gençliklerinde “havalı” gelen tiplerin gelecekte oldukça havasız insanlar olacağını anlatmak lazım.

Sigaraya başlamanın en büyük sebebi ise verdiği rahatlama hissi/hazdır. 

Bu his insana özellikle rahat olmadığı zamanlarda çok daha bağlayıcı olarak gelir. Yani minik bir depresyon başlangıcında size uzatılmış bir dalı kabul ederseniz, bağımlı hayatınıza hoş geldiniz.

Stratejide Değişmesi Gereken Söylem 2: Sigaranın rahatlatmadığını, aksine kendisi olmadan rahatlayamayacağını anlatmak

Beni tavlayan sonuç bu oldu. Yahu arkadaş, içmeyen insanlar nasıl rahatlıyor, stresle nasıl baş ediyor? İşte bu düşünce başlatıyor her şeyi. Sonra farkediyorsunuz ki sigara aslında rahatlık hissinizi yükseltmek yerine azaltıyor, kendisi sayesinde eski düzeyine geri getiriyor. Bunu gerçekten anladığınızda yoksunluk sendromu esnasında bile nefret ediyorsunuz sigaradan, hatta daha da arttırıyor nefretinizi yaşadığınız sendrom. Yoksunluk sendromu ile anladım ki ben gerçekten bağlanmışım, bağımlıymışım. Zira daha önce hiç bırakmaya çalışmamıştım bile. Çünkü çok seviyordum. Fakat o zaman anlıyor ki insan, zorla sevdirmiş kendisini.

Sigarayı Bırakma Kampanyalarını Bağımlı Olmamışlar Yönetmemeli

Şimdilerde yeni bir trend başladı. Yeşilay faşistleri diyorum onlara. Sanki insanları daha da bağımlı yapmak adına yeminli bir grup bunlar. Sigarayı bırakma kampanyaları kesinlikle bu tür insanların eline değil, daha önce eşekten düşmüş insanlara emanet edilmeli. İnsan sağlığı üzerine bilimsel çalışmalar baz alınarak değil, ikna üzerine bilimsel çalışmalar baz alınarak ilerlenen bir strateji geliştirilmeli. Yoksa bu hıyarların eline kalırsak 7’den 70’e bağımlı olacağız.

Sanki derdimiz insanlara sigarayı bıraktırmak değil de sigara içenleri cezalandırmak gibi. Sigara ile mücadele yöntemimiz tamamen yanlışlarla dolu. Onu ulaşılmaz kıldıkça deneyimlemesi daha heyecan verici bir şey haline getiriyoruz. Havalı gençlere öykünme dürtüsünü ellerinden alamayacağımıza göre gençler illa ki deneyimleyecekler. Önce bunu kabullenmeliyiz. Deneyimleyenlerin nikotine çabuk tepki verenlerine karşı ise özel olarak psikolojik destekle (ölürsün diyerek değil) havalı olma tanımını değiştirmek üzere çalışma yapmamız gerekiyor. Tabii bu arada şunu da eklemek lazım, çoğu insanın yanlış bildiği bir şey olarak; nikotin bağımlılığı genetiktir. Kimisi ilk sigarası ile bağımlı olur, kimisi 30. sigarasında, ancak nihayetinde bağımlı olur.

Ben Nasıl Bırakmaya Karar Verdim?

Aslında komik bir hikayesi var. Kiev’de yaşarken -35°’da bile dışarı çıkıp günde bir paket içerdim, şimdi ben bile bu satırları yazdığıma şaşırıyorum. İstanbul’da 5.8 büyüklüğünde bir deprem oldu hatırlarsanız, benimse evim olabilecek en riskli bölgede olduğundan, komple İstanbul’dan gitmek gibi mantıklı bir karar yerine hemen bir deprem çantası hazırladık. Deprem çantasına ilk önce çakı, fener, konserve gibi şeyler konulacağına ilk önce sigara, çakmak ve yedeklerini koydum. İkinci depremden sonra ise dur bari tatbikat yapalım dedik, çocuklarla birlikte depremi atlatacağımız yere gittik vs. Sonra yatağa başımı koyduğumda aklıma; ya enkaz altında kalırsam, sigarayı nasıl gidip alacağım çantadan, en iyisi yatağın altına da koyayım bir tane de diye düşünürken buldum. O an kafama bağımlı olduğum dank etti. Hani pek kolay olmuyor anlamak, anlatmak istediğim bu.

Sigarayı bırakmak isteyenler için önerin var mı?

Kanser olabilirsin, önce onu düşasdasd 😀 Vareniklin kullandım ben, zaten senelerce markasını yönetmiştim, hakimdim ürüne. Bupropion etken maddeli ilaçları denemedim ancak bantmış, çaymış, elektronik sigaraymış, azaltarak bırakmakmış, imkansız. Alo 171 ile uğraşmayın, adamı asıl onların bürokrasisi kanser eder. (Tabi doktora danışmadan ilaç falan kullanmayın)