Reklamcılığın En Etkili Yöntemi: Empati Kurdurma

Nörobilim üzerine gerçekleştirilen araştırmalar pazarlama dünyasında gerçekleştireceğimiz çalışmalara ışık tutuyor. Özellikle ayna nöronların keşfi nörobilim alanında olduğu gibi pazarlama alanında da bence oldukça önemli bir gelişme. Zira gördüğümüz reklamlardan etkilenmemiz ya da etkilenmememiz tamamen reklamdaki yüzlerle aramızda kurduğumuz bağ ile orantılı. Ayna nöronların varlığı bize bunu kanıtladı.

Geleneksel reklamcılık anlayışı, reklamda herkesin olmak isteyeceği bir kişiyi gösterir, kendi ürününü kullandırır ve insanların o rol modele benzemek için ürününü almasını bekler. Ancak ayna nöronların keşfi yeni bir model sunuyor bize. Gerçekleştirilen fMRI çalışmaları da insanların empati kurabildiği

Hatta işi daha da ilginçleştiren bir araştırmadan söz etmek istiyorum. Kadınların ve erkeklerin empati duygusunu ölçen bir araştırmada öncelikle klasik pazarlık ikilemi çalışması gerçekleştiriliyor. Oyuncu olan görevli ile denek verilen 50$’ı kendi aralarında paylaşıyorlar. İyi olan oyuncu parayı eşit bir şekilde dağıtırken, kötü olan oyuncu paranın çoğunu kendine alıyor. Deneyin ikinci aşamasına geçildiğindeyse oyunculara elektrik verilmeye başlanıyor. Kadın ve erkek deneklerin de beyinsel aktivitesi anlık olarak ölçülüyor. Kadınlar kötü oyuncu ya da iyi oyuncu farketmeksizin oyuncuya elektrik verildikçe ayna nöronlarını ateşliyor. Kendini oyuncunun yerine koyuyor ve tıpkı onun gibi acı çekiyor. Erkeklerde ise durum biraz daha farklı. İyi oyuncuya elektrik verildiğinde tam olarak kadınlardaki gibi ayna nöronlar ateşleniyor fakat kötü oyuncuya elektrik verildiğinde erkeklerin beynindeki haz bölümü aktifleşiyor. Yani erkekler kötü oyuncunun acı çekmesinden zevk alıyorlar. Araştırmanın detaylarını buradan inceleyebilirsiniz.

Yani kadın ile erkeğin empati duygusu ve adalet anlayışı birbirinden biraz daha farklı. Yani buradan çıkardığımız sonuca göre kadınlar, erkeklere göre çok daha fazla empati duygusu besliyorlar. Bu da demek oluyor ki reklamlardan çok daha kolay bir şekilde etkilenebilirler. Eğer reklam doğru kurgulanmışsa, kadının cüzdanına ulaşmak erkeğinkine göre çok daha kolay. Özellikle hedef kitlenin kadın olduğu reklamlarda mutlaka ayna nöronlara yönelik olarak çalışmalar gerçekleştirilmeli. Photoshopta hazırlanan, bir insan yüzü içermeyen afişler, sosyal medya içerikleri ya da TV reklamları ile (animasyoncular buna üzülecek) başarıya ulaşmak -en azından insan beyninde- pek mümkün değil.

Derslerimde sürekli üstünde durduğum bir konu var. Duygusal bağ. Eğer hedef kitleniz ile duygusal bağı kuramıyorsanız, başarılı olamazsınız. İşte bu yüzden birbirinin aynısı olan deterjan ya da şampuan ya da diş macunu reklamları sadece marka bilinirliği sağlar. Asla marka sadakati sağlayamaz. Bu noktada Panda’nın o müthiş reklamını da hatırlamakta fayda var.

Özellikle e-ticaret sitelerinin yaşadığı bir sıkıntı olan müşteri ile bağ kuramamanın sebeplerinin başında da ayna nöronları hafife almak geliyor. Askıda ürünleri gösteren bir e-ticaret sitesinin satışlarını artırma şansı neredeyse yok diyebilirim. İnsanlar aldıkları ürünü birinin kullandığını görmek istiyorlar. Aslında bu söylediklerim komple moda sektörünün yanlış yaptığını gösteriyor. Hani o defilelerde asla sokakta giymeyeceğimiz kıyafetler podyuma sürülür ya, işte o kıyafetler kesinlikle empati duygusunu çalıştırmıyor.

Hazırlayacağınız reklam içeriklerinde sadece bir yüz kullanmak yeterli değil, bu yüzün hedef kitlemize benziyor olması da önemli. Bu sebeple hazırlanan masaüstü tasarımlar çalışmıyor. Türkiye’deki reklamlarda siyahi insan kullanmak çalışmıyor. Daha net konuşmam gerekirse örneğin Akbank hazırladığı reklamda başörtülü birini kullanmadığı için, başörtülü hedef kitlenin ilgisini çekemiyor.

 

Olayın siyasetle ilgisi yok, eğer bir insan kendini başörtülü olarak tanımlıyorsa, onu etkilemek için başörtülü bir reklam figürü göstermek durumundasınız. Örneğin AKP’nin herhangi bir reklamını ele alalım.

Reklamda görebileceğiniz üzere tam olarak sokakta gördüğümüz insanları görüyoruz. Lokalize edilmiş şekilde tam bir empati bombardımanı var. Sanıyorum bu içgörüde gerçekleştirdikleri nöropazarlama çalışmaları da etkili olmuş. Kılınç Orhan’ın yaptığı çalışmanın detaylarına NYTimes‘tan bakabilirsiniz. Yine aynı ışıkta CHP nasıl bir reklam stratejisi izlemeli konusunda da yazmıştım.

Örneğin hedef kitlesine gerizekalı muamelesi yapan bu reklam filmi ile empati falan yakalayamazsınız. Anca insanlar size sinir olurlar.

Ayna nöronlarla ilgili bir açıklama daha yapmam gerekiyor. Empati duygusunu yalnızca insanlara karşı gerçekleştirmiyoruz. Hayvanlara, cansız mankenlere hatta robotlara karşı geliştirebiliyoruz. Özellikle (aslında gülmüyorlar, gülmek için kasları dahi yok) yunusları hep güleryüzlü, sevimli görür, yunuslar aklımıza geldiğinde bile gülümseriz.

Fiat Erdal Beşikçioğlu ile Ne Yapmaya Çalışıyor?

Fiat Egea için hazırladığı reklam filmleri bir hayli konuşulmuştu. Erdal Beşikçioğlu’nun oynadığı yeni bir reklam filmi daha yayınlandı bugün. Pazarlamasyon’da ilk reklam filmi ile ilgili üç ayrı makale yazılınca herhalde bir tek ben farklı düşünüyorum deyip ses etmedim. Ancak yeni reklam filmi ile birlikte Fiat’ın ne yapmaya çalıştığını gerçekten merak ediyorum. Merak edenler için;

Fiat’ın Erdal Beşikçioğlu’lu yeni reklam filmi burada;

Aile otomobili denilince akla Sedan gelir. Fiat aile otomobili kavramını Egea modelinde biraz kırmak istemiş ki Erdal Beşikçioğlu’nu oynatmış. Peki bir marka reklam filminde oynattığı kişi ile göbekten bağlı olmuyor mu? Onun imajı aynen markanın imajı olmuş olmuyor mu? Erdal Beşikçioğlu denince akla Es-Es, Barda, Kurtlar Vadisi vs. gelmiyor. Behzat Ç geliyor. Şimdi eminim bir çok Behzat Ç hayranı bu yorumuma tepki gösterecek ancak reklamdaki karakter rol model olarak algılanır ve Fiat’ın bize gösterdiği model aşağıdaki model;

Dizi güzeldi, kötü şeyler işliyordu, polisleri kötü gösteriyordu vs. tartışmasını tamamen bir kenara bırakarak soruyorum. Fiat’ı temsil etmesi gereken kişi bu mu olmalı idi? İlk reklamı izleyen, defalarca paylaşan kitle, evet onu (genellikle) diziden tanıyan kişilerdi. Ancak tüm ülke genelinde bir reklam kampanyası yaparken toplumun bir kesimine de itici gelen bir oyuncu ile reklam filmi çekmek bir marka için “tekrar tekrar düşünülmesi gereken bir şey değil midir?

Bazen oyuncu reklamın önüne geçebilir. Bu o kadar da kötü bir şey değil. Hatta bazen Özcan Deniz’li eeahhçç bi coca cola ya da Emrah’lı Mc Donald’s reklamları olabilir ve bu reklamlar direk olarak müşteri kitlesini olumsuz etkilemeyecek şekilde hafif bir tebessümle geçilebilir. Ancak kötü karakterin markanın önüne geçmesi her şeyden önce marka için kötü.

Markanızın SEO Danışmanlığı ile sitenizin organik trafiğini ve online cironuzu artırmak ister misiniz?

Neden Asus iPhone’dan İyidir? Asus’tan BoomBook Reklam Filmi

Asus Zenfone ve Zenbook’lar için Batesmotelpro ile birlikte gerçekleştirdiği reklam filmi ile harika bir iş çıkarmış. Ardı ardına yapılan göndermeler ve bir çok ince detay ile apple fan boylarını kızdıracak kadar iddialı bir reklam filmi hazırlanmış.

İlk başta sahneye çıkan Justin Cash (adamın soyadı bile gayet güzel gönderme) yeni ürünleri olan BoomBook’u Applevari bir şekilde tanıtmaya başlıyor. İlk gönderme, Apple ürünlerinde her şeyin haricen satılması. Tuşların bile haricen satılmasına sevinecek insanlar gerçekten olduğundan bize o kadar da uçuk bir örnek olarak gelemiyor bile 🙂

Rub-it adlı ikinci göndermede ise tavşan kılıflarına güzel bir gönderme var. Zaten reklam filminin sonundaki mesaj Asus Zenfone’ların kılıflara ihtiyaç duymaması. Ki gerçekten piyasada neredeyse kılıf yok.

Bir diğer gönderme vaoow lafı. Bu gönderme ise Casper’a yapılmış aslında, hani şu “kadınlar ne anlar teknolojiden” temalı reklam filmi;

İlginç ki özür dilemelerine rağmen hala yayından kaldırmamışlar. Bu da ilginç bir detay.

Asus’un reklamından bir kaç mesaj;
– Apple’ın yeni modellerinde değişen şey yok gibi birşey.
– Apple anca kahveyle çok iyi gider. Performans mı? O da ne?
– Shut up and take my money!
– Daha iyisi yok mu? Var: Asus.
– Bu yıl her yer boombook olacak.
– Apple’lar oldukça pahalı bu nedenle anca 300 ay taksitle alabilirsiniz.
– Telefonlarımız kırılmaz. Tavşanlı kılıflara ihtiyacınız yok.
– eRazor gibi kimsenin kullanmayacağı, ihtiyaç olmayan ürünler çıkarmıyoruz.

Özellikle “susun ve beni dinleyin” kısmı da Apple’ın marka olarak kibrini bir tık öne çıkarmış. Güzel bir gönderme daha olmuş.

Hem Zenfone hem de Zenbook kullanıcısı olarak ben beğendim, sizler ne düşünüyorsunuz?

En Etkili Viral Videolar Nasıl Hazırlanır? Viral Videoları Kim Hazırlar?

Sosyal medya ajanslarının sunduğu hizmetleri incelediğimiz bu serinin onüçüncü bölümünde Viral Video hizmetini inceleyeceğiz.

Viral Video

Viral video konusunu işlemeden önce en sık düşülen hatalardan biri olan Viral kelimesinin tanımına bakmamız gerekmekte. Viral kelimesi biyolojik olarak virüslerin yayılmasında kullanılan bir terim iken reklamcıların kullanmasıyla birlikte neredeyse reklam kelimesiyle eşdeğer bir hal aldı. Viral reklam dediğimiz şey bir videonun, bir resmin ya da herhangi bir materyalin kendiliğinden yayılmasıdır. Viral video ise videonun reklam olduğunu bilmeden kullanıcıların paylaşmasıdır. Bu tanıma göre viral video olarak anlatılan videoların birçoğunun sadece reklam filmi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Continue reading