Sayın Cumhurbaşkanım,

Eskiden çat kapı biri geldiğinde Tanrı misafiri derlerdi anlamazdım,  Büyüdükçe anladım ki o gelen misafir bizi kurtuluşumuza götürmeye bir bahane imiş.
Dün Istanbul, Fatihe gittim. Belediye son yıllarda çok iyi çalışmış her yer parklarla dolmuş. Ancak parklarda görmeye alışık olduğumuz lalelerin dışında başka bir şey vardı. Suriyeliler. Ailecek o parklarda uyuyorlar, yiyorlar, “yaşıyorlar”. Bazısının çocukları dileniyor bazısınınsa açlıktan ayağa kalkacak hali bile yok.

image

Biz “Ensar” ise Suriyelilerden korkar, tiksinir olmuşuz. Onlarca kez işittim, “ne işleri var bunların burada, gitsinler parklarımızdan, sokaklarımızdan..”

Sonra araştırdım, 300.000 mülteci kampların dışında bizimle beraber “yaşıyormuş”. Fatihte ve çevre ilçelerde kiralanacak ev kalmamış. Bu sebeple de Balattaki o derme çatma  binaların kömürlüklerinde bile 1250 liraya kirada kalan aileler varmış. Hele bir de komşular var. Size yardım ediliyormuş birazını da bize verin diyen.

Kayıt dışı çalışan bu “Muhacir”ler ise sabah 8 gece 12 çalışıyor olmalarına rağmen 300-400 liralık maaşlarıyla geçinmeye çalışıyorlar.

Bizler ne zaman bu kadar açgözlü bir millet olduk bilmiyorum, onlar gibi çaresiz kaldığımızda nereye gidebiliriz onu da bilmiyorum. Bildiğim iki şey var; yönetim ne yaparsa yapsın mazlumlar onlara bu halkın nasıl muamele gösterdiğini unutmayacaktır ve Allah bunun hesabını hepimize soracaktır.

Kış geldi çattı Sayın Cumhurbaşkanım. En azından Çanakkale’de şehit düşen Suriyelilerin hatrına onlara yardım elinizi uzatın.