Karşılaşacağınız En Güçlü Kaldıraç: Kruger Sendromu

Kruger Sendromuna sahip olmak pazarlamada basamakları hızlıca çıkmanıza neden olur. Peki neden? Öncelikle Kruger Sendromundan bahsedelim biraz. Bu sendromu tanımlarken en basit haliyle Cahil Cesareti demek doğru olacaktır. Çünkü ne kadar az bilirseniz o kadar kendinize olan güveniniz yüksek olacaktır. Zira çok bilmeye başladığınızda her adımı iki kere düşünerek atacaksınız. Çünkü;

“Niteliksiz insanlar ne kadar niteliksiz olduklarının farkına varabilecek niteliğe de sahip değildirler.”

Az bilen birisi genellikle az bildiğinin farkında olmadığından çok daha rahat bir şekilde “ben bu işin uzmanıyım” diyebilmektedir. Özellikle yaşanan en büyük sorunlardan birisi de şu; niteliksiz insanlar nitelikli insanları gördüğünde bilgi seviyeleri yeterli olmadığından niteliklerini iyi ölçemez ve gereken krediyi kendilerine veremezler.

Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşu içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır. -Bertrand Russell

Peki neden Kruger Sendromu faydalıdır? Bu sendroma sahip olanları bayağı dövmeme rağmen neden bu yönde yönlendiriyorum? Çünkü artık Bilgi Çağındayız. Bilgiye ulaşmak her zamankinden daha kolay. Aynı zamanda Pazarlama hiç olmadığı kadar hayatımızın içinde. Aslında her dialoga girdiğimizde, her tanışmamızda, her konuşmamızda Halo Etkisinin hemen ardından bir sınanmaya maruz kalıyoruz. Bu sınanma aynı zamanda kişisel pazarlama olarak da algılanmalı. Yani her ortamda kendimizi, düşüncelerimizi, yaptıklarımızı pazarlıyoruz. Bu illa bir iş görüşmesi olmak zorunda değil, arkadaş ortamında dahi karşılaşacağımız bir durum.

Öyleyse kendimizi pazarladığımız bu ortamda Kruger ne işimize yarayacak? İnsanın yaradılışı vesilesiyle her konuda uzman olabilmesi mümkün değil. Uzmanlığımızın olmadığı bir alanda hedeflerimiz var ise bu hedeflere ulaşabilmek için Kruger bize bir kaldıraç etkisi yaratıyor.

Hep şikayetçi olduğum konulardan biridir insanların titlelarını şişirmesi. Ancak diğer yandan baktığımızda kişinin titleını şişirerek bir işe girişmiş olması onun kısa zamanda bu işi öğrenmesine vesile olacak ve o konu hakkında uzmanlaşmasını sağlayacak. Çoğu zaman bunu gözardı ediyoruz. Örnekte olduğu gibi kişi “Sosyal Medya Stratejisti oldum ben” demeden elinde bu alanda iş alamayacak ve kendini bu alanda geliştiremeyecek.

Hep başkalarına vurarak anlatmama gerek yok aslında. 2003’ten bu yana blog yazıyorum. Kimi zaman günde bir kimi zaman ayda bir de olsa yazıyorum. Artık o kadar haşır neşir oldum ki sunucu kurulumundan içerik yönetimine, CMS sistemlerinden Adsense reklamlarına kadar bir bloggerın yapması gereken her şeyi gözü kapalı yapabilir hale gelmişim. Artık bir WordPress kurulumum 3 dakikamı almıyor. Haliyle bu kadar içerikle uğraşa uğraşa SEO hakkında da çok fazla bilgi sahibi oldum. Ancak verdiğim eğitimlerde SEO başlığına uzun süre başka eğitmenleri yönlendirdim, kendim anlatmadım. Zira SEO’nun ne kadar kapsamlı olduğunun farkındaydım. Kruger sendromu ile olaya girsem başarılı olabilir miydim diye şimdi düşünüyorum da aslında oldukça başarılı olabilirmişim. Bu örneğe ara verip başka bir örnek anlatayım. Sene 2011, büyük bir eğitim programında eğitmenlik yapıyorum. Hayatımda bir kez bile Adwords reklamı vermemişim o zamanlar. Benden eğitmen kalmadığını ve Adwords dersini idare etmem istendi. O günün bir önceki gecesi sabaha kadar Adwords çalıştım ve eğitim günü 5 saat boyunca 25 kişiye Adwords anlattım. Olayın üzerine müşteriler almaya başladım, bütçeler yönetebilir hale geldim. Ancak SEO’da bu yolu seçmedim. Kruger’a direndim ve yıllarca SEO anlatmadım. Bu alanda kendimi geliştirmek amacıyla bir sürü SEO eğitimine katıldım. Gördüm ki “bu adam bu işin piri ya” dediğim herkes benden daha az biliyormuş. İnsanlar Kruger sayesinde kendilerine güvenmiş ve bu alanda ilerlemişken ben yerimde saymışım. Olayı farkettiğimden bu yana son bir yıldır aralıksız SEO eğitimleri veriyorum. Keşke daha önce başlasaymışım.

Kendinize güvenmediğiniz bir konuda bilginizin az olduğunun farkındasınızdır. Öyleyse konudan kaçmak yerine bir an önce kendinizi geliştirmeye başlamalısınız. Richard Branson’un çok sevdiğim bir sözü var.

Richard Branson

Deneyim, yani gerçek deneyim batırmadan elde edilmez. Mutlaka yaptığınız işi bir kez batırmanız gerekiyor ki gerçekten o işi her anlamda öğrenebilmiş olun. Kendinizi Kruger’a bırakın ve o sizi yönlendirsin. Hayatınızdaki büyük fırsatları kaçırmayın. Konuyla birebir ilgili Hasan Başusta ve Hakan Akben’in bir videosu var. Umarım bu videolara devam da ederler. Vakit ayırıp izlemenizi tavsiye ediyorum.

Twitter Manipülasyonlarına Dikkat

Dünyanın en çok kullanılan sosyal ağlarından biri olan Twitter’da siyasi olaylara yön vermek için manipülasyonlara başvurulduğu herkesçe bilinen bir gerçek. Bu manipülasyonlar gerçekleşirken Twitter kullanıcıları da büyük bir tehdit altında…

Twitter kullanıcılarını uyaran Dijital Pazarlama Danışmanı ve Eğitmen Haydar Özkömürcü “sosyal ağlar her kesim tarafından kullanılan ortak paylaşım platformlarıdır. Bu sebeple kişilerin veya kurumların hesaplarını güvence altına alması ilk koşuldur” diyerek Twitter ’da yapılması gerekenleri ve kişileri bekleyen tehditleri açıkladı.

Manipülasyonlarda Masum Kullanıcılar Kullanılıyor!

Twitter’da herkesin konuştuğu konulardan oluşan Gündem bölümünü manipüle ederek, diğer kullanıcıların da kendi istedikleri konuyu konuşmalarını sağlamaya çalışan sosyal mühendisler bunu gerçekleştirebilmek için bir kaç farklı yöntem kullanıyor. Bu yöntemlerden en çok kullanılanı Twitter hesabınıza ait izinleri ele geçirerek yapılanı. Kullanıcılar “profilime kim baktı”, “kısa yoldan takipçi kazan” gibi uygulamalara giriş yaparak uygulama izinlerini veriyorlar ve kötü niyetli kişilerin kendi Twitter hesaplarını kullanabilmelerine izin vermiş oluyorlar.

Şifrenizi Çoktan Ele Geçirmiş Olabilirler!

En çok kullanılan bir diğer yöntem ise “phishing” yani oltalama yöntemi. Oltalama yöntemiyle kullanıcının dikkatini çekecek bir linke tıklaması sağlanıyor. “Daha önce bu fotoğrafını görmüş müydün?” diye bir mesaj alan kullanıcı, linke tıklayıp Twitter’da fotoğrafını göreceğini zannederek şifresini giriyor ve hesabını sosyal mühendislere kaptırıyor. Sosyal mühendisler hesabınıza girildiğini anlamayın diye uzun bir süre bekliyorlar. İlk şifrenizi vermenizin ardından geçen 6 ay boyunca bekleyen sosyal mühendisler profilinizi terör propagandası yapmak için, siz farkında olmadığınız bir zamanda erişerek kullanıyor. Hesabınızdan belirlemiş oldukları etiketler için tweetler atıp gündemi istedikleri yönde değiştirebiliyorlar.

Twitter Gündemini Manipüle Ediyorlar!

En çok kullanılan bir diğer yöntem ise bir dizi sahte hesap açıp otomatik çalışan yazılımlarla tweetler atmak. Belirlenen etiket gündem olduktan sonra atılmış olan anlamsız tweetler birden siliniyor ve sanki kendiliğinden gündem olmuş gibi Twitter kullanıcılarının önüne seriliyor. Hal böyle olunca kullanıcılar da konuyla ilgili kendi fikirlerini söylemeye başlıyorlar ve sosyal mühendislerin istediği gerçekleşiyor.

Emniyet Önlem Almalı

Manipülasyonların hangi merkezlerden geldiğini inceleyen Özkömürcü, “Araştırmalar sonucunda elde ettiğim verilere göre Twitter’da gündemi illegal yollarla manipüle etmeye çalışan 14 farklı odak bulunuyor. Bu odakların kullandığı yöntemler ve hesaplar birbirinden farklı. Bu farklar onları birbirinden ayrıştırıyor. ”diyor. Emniyetin de bu odaklara karşı önlem alması gerektiğini bildiren Özkömürcü “Bu tür sistemleri kullanan kişiler yakından takip edilmeli. Potansiyel bir tehdit oluşturuyorlar.” dedi.

Sonuçları Ağır Olabilir!

Haberiniz olmadan attığınız tweetler yasa dışı konular hakkında atılmış olabilir. Sizin hesabınızdan teröre destek tweetleri, benimsemediğiniz bir siyasi partiye destek tweetleri, hiç kullanmadığınız bir markaya karşı linç kampanyalarına destek tweetleri atıyor olabilirsiniz. Bu tweetleri atan siz göründüğünüz için işinizden olabilir ya da hukuki sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. Özellikle özel sektörde “hacklendim” demeniz işinizi kurtarabilmenize pek olanak sağlamıyor.

Neler Yapmalısınız?

Öncelikle Twitter şifrenizi nerede girdiğinize dikkat etmelisiniz. Twitter’ın kendi web sitesi dışında şifrenizi asla girmemelisiniz. Diğer yandan izin verdiğiniz Twitter uygulamalarının izin ekranlarında, neye izin verdiğinizi iyice okumalı ve ona göre değerlendirmelisiniz. Kurumunuz ve kendi kariyeriniz için sosyal medya eğitimi almalısınız.

 

**

Basın Bültenidir.

Drip Marketing ve Mailinglerde Okunma Oranını Artırmak

Drip Marketing henüz çok kullanılan bir terim değil sektörde. Bu yüzden uzun uzun anlatmak gerekebiliyor bazen. E-mail marketinge tonlarca bütçe ayıran bir çok pazarlama profesyonelinden duyduğum bir laf var. “E-mail marketing bitti.” Harcadığımız bütçe çöpe gidiyor diyorlar. Okunma oranlarının %2lerde gezdiği datalardan söz ediyorlar.

Hayır, e-mail marketing bitmedi. Siz yanlış yapıyorsunuz. 

Drip Marketing

E-mail kişiye birebir dokunabildiğiniz en önemli araç. Sosyal medyadaki ya da banner reklamdaki gibi bir kitleye değil kişiye dokunabiliyorsunuz. Nasıl mı? Tanıştırayım Drip Marketing. Damlaya damlaya göl olur misali her damlada yeni bir satış sağlayabildiğiniz pazarlama taktiği drip marketing. Kısaca özetlemek gerekirse tüm mailing aktivitenizi otomasyona bağlamanız anlamına geliyor.

Öncelikle datamızı zenginleştirmeli ve tek bir havuzda toplamalıyız. Peki bu datamızda neler olabilir? Sayayım;

  • Ad
  • Soyad
  • E-Mail
  • TC Kimlik No
  • Facebook ID
  • Twitter ID
  • LinkedIn ID
  • Facebook Arkadaş Listesi
  • Facebook İlgi Alanları
  • GPS Konum Bilgisi
  • Telefondaki Uygulamalar
  • Kullanılan Cihaz
  • Kullanılan Tarayıcı
  • Sepette Bırakılan Ürünler
  • Gezilen Ürünler
  • Satın Alınan Ürünler
  • Keyword ile Tespit Edilmiş Tweetler
  • LinkedIn’deki Çalıştığı Kurum ve Sektör
  • Çocuk Sayısı
  • Doğum Tarihi
  • Cinsiyeti
  • İlişki Durumu
  • Cep Telefonu Numarası
  • Açık Adres

Listeyi genişletebiliriz. Ancak çok sıkmak istemiyorum. Bunca veriyi toplayıp ne yapacağız? Bunca veriyi nasıl toplayacağız? şeklinde iki soruyu duyar gibiyim. Bu verileri anlamlandırıp e-mail otomasyonuna bağlayacağız. Verileri elde etmek için ise bir kaç çözüm mevcut. Bunlardan en önemlisi mobil uygulama. Hazırlayacağınız bir Facebook aplikasyonu ya da LinkedIn aplikasyonu ile sosyal verilere erişebilir mobil uygulamanın verileriyle eşleştirebilirsiniz. Üstüne bir de mağazadaki satıştan gelen veriler ve üyelik sistemi içeren web sitenizdeki verileri birbirine bağlayınca muazzam bir data elinize geçmiş oluyor. Size tek düşen ise helva yapmak oluyor.

Verileri toplamak uzun vadeli ve meşakkatli bir iş olsa da bir kez toparlandıktan sonra otomasyona bağlamanızla birlikte satışlarınız ciddi manada artabiliyor. Neden? Çünkü artık kişiye özel mailing yapabiliyorsunuz. Kişiye özel mailing dendiğinde akla Sayın Haydar Özkömürcü diye başlayan mailler gelmemeli. Mailingin komple kişiye özel olmasından söz ediyorum. Şimdi elde ettiğimiz verilerle bir kaç senaryo üzerinden gidelim.

GPS Verileri

GPS verileri ile müşteri mağazanızın bulunduğu bir lokasyona geldiğinde özel indirim içeren bir mailing gerçekleştirebilirsiniz. Aynı zamanda müşterilerinizin gün içerisinde gezdiği lokasyonların diyagramını çıkararak outdoora gideceğinizde uygun yerleri daha kolaylıkla seçebilirsiniz.

Satın Alınan Ürünler

Satın alınan ürünler ise daha eğlenceli. Mavi bir gömlek alan kullanıcıya tekrar gömlek mailingi göndermek oldukça anlamsız. Mavi gömleğin fiyatının 49,90TL olduğunu düşünelim. O kullanıcıya özel olarak 5 tane açık renkli pantolon içeren bir mailing göndermemiz gerekiyor. 5 pantolondan 3’ünün fiyatı 45 ile 50 lira arasında, 1 pantolon 30 lira diğer pantolon ise 90 lira üstü olmalı. Mailingimizin içinde up-sell ve down-sell yaparak müşteriye fiyat çeşitliliği sunmuş olduk. Müşteriye gömleğiyle yakışacak bir pantolon göndererek müşterinin ihtiyacına yönelik bir mailing gerçekleştirmiş olduk. Bir diş hastanesi düşünelim. 6 ayda bir diş taşı temizliği yaptırması gereken bir hastanız var. Bu hastaya implant diş mailingi göndermenize gerek yok. Bu müşteriyi elinizde tutmak yeni şeyler satmaktan daha önemli. Ona 5.5 ay sonra sadece ona özel bir indirim oranı ile diş taşı temizliği mailingi göndermelisiniz.

Cinsiyet

Cinsiyet satırı sandığınızdan çok daha önemli. Cinsiyet ile ilişki durumunu birleştirdiğinizde ise yapabileceklerinizin sınırı neredeyse yok. Kullanıcı ilişkisini bitirdiğinde başka, yeni ilişkiye başladığında başka, evlendiğinde başka mail içeriği göndermeniz gerekiyor.

mailing-cinsiyet

Bütün bunları nasıl otomatik hale getireceğim diye soruyorsanız bu noktada bir kaç tooldan ve özel çözümden bahsetmek gerekiyor. Kendi CRM datanızla entegre çalışacak bir mailing ajansı ile çalışmak ya da Sendloop ya da Mailchimp kullanarak işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Eğer CRM tarafında Hubspot gibi geniş API desteği sağlayan bir çözüm kullanıyorsanız işiniz daha kolay. Yardımınıza hemen Zapier koşuyor. Zapier ile tüm dünyanızı otomasyona bağlayabiliyorsunuz.

Datanızda genele değil özele seslenme dönemini başlattığınız anda okunma oranlarınız birden artmaya başlayacak ve tıklanma oranlarının uçmaya başladığını farkedeceksiniz.

8 Maddede UX Temelleri

UX (User Experience) yani kullanıcı deneyimine uygun tasarımlar yapmak web sitenizin neden bir işe yaramadığının sorusuna cevap olarak gösterilebilir. UX tasarımına ihtiyacınız olup olmadığını anlamakta aslında o kadar zor değil. Eğer sitenizdeki hemen çıkma oranı %80’lerde ise ya da günde 1000 kişinin geldiği sitenizden günde 2 dönüşüm gibi komik rakamlar alıyorsanız UX özelinde çalışmak için geç bile kalmış olabilirsiniz.

1- Tam Sayfa Görseller

Nöropazarlamanın gelişmesiyle birlikte artık insanların bir web sitesine girdiğinde nelere dikkat ettiğini, nelerin dikkatini çektiğini daha iyi gözlemleyebiliyoruz. Tam sayfa arkaplan görselini gören kullanıcılar bir an durup görsele odaklanabiliyorlar. Özellikle tam sayfa arkaplanlarda mutlu insanlar kullanmak, insansız görsellerden çok daha fazla etkili olabiliyorlar. Arkaplanda sinemagraf kullanımı da aynı şekilde hem tek bir yere odaklanılmasını sağlıyor hem de sayfaya canlılık katıyor.

sinemagraf

2- Bölünmüş Ekranlar

Müşterilere ne kadar çok seçenek gösterirseniz o kadar kafaları karışır.” sözünden hareketle ikiye bölünmüş ekranlar kafa karışıklığını gidermekte ve kullanıcıları gerçekten aradığına ulaştırabilmekte. Bunun en güzel örneklerinden biri de Peugeot’un global web sitesi olabilir. Yani müşteriyi kendi aradığı içeriğe onlarca kategori arasında boğulmak yerine daha basit şekilde ulaştırabilirsiniz.

split-screen

3- Monokromatik Renkler

Monokromatik yani tek bir rengin birden fazla tonundan oluşan renklerle yapılmış olan site tasarımları kullanıcıların algılarını daha iyi hedeflemekte. Onlarca sekme içerisinde sizin web sitenize gelen kullanıcı zaten kafası karmakarışık bir halde olduğundan yalnızca tek bir renge odaklanacak ve vereceğiniz mesajı daha iyi algılayabilecek. Özellikle tek renkli bir sitede vereceğiniz CTA diğerlerinin önüne çok daha rahat çıkabilecektir.

monokromatik

4- Öncelikli Navigasyon

Sanırım hepimiz çok fazla CTA çeşidi olduğunda kullanıcıların bir CTA’ya yönlenmekte zorlandığını biliyoruz. Navigasyon menünüzde tek bir seçeneği öne çıkarmanız tıklanma oranlarını en az on kat artıracaktır.

5- Minimalist Lead Ekranı

Eğer amacımız lead toplamak ise kullanıcıların dikkatini dağıtmadan farklı bilgiler vermeden tek bir ekranda yalnızca lead toplama formunu koyabilirsiniz. Landing Page optimizasyonu için yapılması gereken onlarca şeyin başında minimalistlik geliyor. pinterest-landing

6- Video

Kullanıcıların internette yaşadığı en büyük problemlerden birisi güven duygusu. Kullanıcıların güvenini kazanmak ise karşılarında bir insan görmelerinden geçiyor. Referans videoları, hoş geldiniz videoları ve ürün demoları gerçekten rakiplerinizden sıyrılmanıza yarayacak geliştirmelerin başında geliyor. Yalnız video derken gerçekten profesyonel videoları kastediyorum. Windows Movie Maker’ı lütfen bilgisayarınızdan kaldırın.

7- Sabit CTA

CTA yani call-to action yani sizin web sitenizdeki yegane hedefiniz. CTA’nızı gizlemek yerine mümkün olduğunca öne çıkarmalısınız. CTA, kullanıcı hangi sayfaya giderse gitsin daima onun görebileceği bir yerde olduğunda tıklama oranının nasıl arttığına inanamayacaksınız. Özellikle mobilde mutlaka denemelisiniz.

fixed-position-cta

8- Pin Kutuları

Pinterest’e benzeyen kutu kutu tasarımlar şu sıralar oldukça popüler. Hem farklı içerikleri biribirinden daha rahat ayırt etmeyi sağlıyor hem de mobilde harika görünüyor ve kullanılıyorlar.

card-design

Instagram Türkiye 2015 Araştırma Sonuçları

HTC, Türkiye’de Instagram’da 2015 yılı boyunca en çok paylaşılan ve beğenilen içerikleri araştırdı. “Instagram Türkiye 2015” başlıklı araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de aile ve arkadaşları konu alan paylaşımlar açık ara zirveye oynuyor. Ancak takipçilerden paylaşım başına en az beğeniyi de yine söz konusu içerikler alıyor.

Özel günler ve aile konulu paylaşımlar kadınlardan, spor ve tatil paylaşımları ise daha çok erkeklerden geliyor. Batı bölgelerimizde gezi-tatil, yeme-içme konuları daha çok paylaşılırken, doğuya gittikçe aile ve arkadaşların konu edildiği paylaşımlar ağır basıyor.

2015 yılını geride bıraktığımız bu günlerde, mobil yenilik ve tasarımda dünya lideri HTC, fotoğraf ve kısa video paylaşım platformu Instagram’da 2015 yılı boyunca Türkiye’nin paylaştığı ve beğendiği içerikleri inceleyen bir araştırmaya imza attı. 1 Ocak – 31 Aralık 2015 tarihleri arasında Instagram’da paylaşılan 250 binin üzerinde içeriğin incelendiği Instagram Türkiye 2015 başlıklı araştırmada paylaşımlar, aile ve arkadaşlar, gezi-tatil, yeme-içme, spor, etkinlik, selamlaşma, eşyalar, alıntılar-özlü sözler ve evcil hayvan kategorilerine göre sınıflandırıldı. Araştırmaya göre Türkiye’de Instagram kullanıcılarının %60’ı erkekler, %40’ını ise kadınlar oluşturuyor. Özellikle yılın ikinci yarısında önemli bir artış gösterse de paylaşımların yalnızca %5’ini videolar, %95’ini ise fotoğraflar oluşturuyor. Videonun popülerliğinin ise hızla artmaya devam etmesi bekleniyor.

HTC’nin gerçekleştirdiği “Instagram Türkiye 2015” başlıklı araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de aile ve arkadaşları konu eden paylaşımlar açık ara zirveye oynuyor. “Aile ve Arkadaşlar”konulu içerikler, tüm paylaşımlar içinde %32 oranıyla ilk sırada yer alırken, onu ikinci sırada %19 ile “Gezi-Tatil” temalı içerikler, üçüncü sırada ise %14 ile “Yeme-İçme” temalı içerikler takip ediyor. Dördüncü sırada yer alan ve hesap sahiplerinin takipçilerine günaydın, iyi günler, iyi geceler vb. diyerek seslendiği “Selamlaşma” kategorisi ise %12 oranı ile dikkat çekiyor. “Alıntılar” kategorisi altındaki paylaşımlar ise %7 oranıyla beşinci sırada yer alıyor. “Etkinlik”ve “Spor” kategorilerinin her ikisi de %6 oranıyla altıncı sırayı paylaşıyor. “Evcil Hayvanlar”başlığı da paylaşılan içeriklerde ilk 8 kategori arasında yer alıyor.

Anneler Instagram’ın zirvesinde

Araştırma dahilinde incelenen kategoriler içindeki popüler içeriklere bakıldığında en çok paylaşımın yapıldığı aile ve arkadaşlar alanında “anne” ilk sırayı, “kardeş” ikinci sırayı, “baba”ise üçüncü sırayı alıyor. Bir diğer popüler kategori olan gezi ve tatil içeriklerinde ise ilk üç sırayı“deniz”, “tatil” ve “sahil” oluşturuyor. Diğer popüler konular arasında ise yeme-içme kategorisinde “kahve”, selamlaşma kategorisinde ise “günaydın”, “iyi geceler” mesajları öne çıkıyor.

instagram-arastirmasi-2

Çay ülkesinde kahve birinci

Yeme-içme kategorisi altında en çok paylaşılan içeriğin %27 gibi yüksek bir oranda “kahve”olması dikkat çekiyor. Kahveyi ise “iftar” konulu paylaşımlar takip ediyor. Yıl içinde sadece Ramazan ayı yalnızca 1 ay sürmesine rağmen “iftar” konusunun yeme-içme kategorisinde yıl genelinde ikinci sırada yer alması dikkat çekiyor. Geleneksel içeceğimiz “çay” ise %12 oranıyla üçüncü sırada yer alıyor.

Aile doğuda ve kadınlarda ağır basıyor

Türkiye’de kadınlar ve erkeklerin yaptığı paylaşımları da ayrı ayrı inceleyen araştırma, “özel günler” ve “aile” konulu paylaşımların kadınlardan, “spor” ve “tatil” konulu paylaşımların ise daha çok erkelerden geldiği belirtiliyor. Bölgelere bakıldığında ise, Türkiye’nin batısında gezi-tatil ve yeme-içme konularının daha çok paylaşıldığı, doğuya gittikçe ise aile ve arkadaş konulu paylaşımların ağır bastığı görülüyor.

En çok kitap ve şiir alıntılarını beğeniyoruz

Paylaşım başına en çok beğeni alan içerikleri değerlendirdiği bölümde ise %22 oranıyla “Alıntılar” ilk sırada yer aldı. Bunu “Selamlaşma” ve “Spor” içerikli paylaşımlar takip etti. En çok beğeni toplayan paylaşımlar arasında “Yeme-İçme” dördüncü sırayı alırken, en çok paylaşılan kategori olan“Aile ve Arkadaşlar” ise %9 ile en az beğeni toplayan içerikleri oluşturarak araştırmanın dikkat çekici bulgularından birini oluşturdu.

Videoların şampiyonu kedi

Evcil hayvanların konu edildiği paylaşımlara bakıldığında ise tahmin edileceği üzere kedi konulu paylaşımlarının çok baskın olduğu görülüyor. Bu kategoride kediler %59 ile ilk sırayı alırken, onu birbirine yakın oranlarda köpek ve kuş takip ediyor. Instagram’da paylaşılan videolar içinde yapılan değerlendirmede ise Evcil Hayvanlar %23 oranı ile videolarla en çok paylaşılan konu olarak ön plana çıkıyor. Videolarda evcil hayvanları %18 oranı ile Spor ikinci sırada, %12 oranı ile Etkinlik ise üçüncü sırada takip ediyor. Paylaşılan evcil hayvan videolarında da yine en çok kediler yer alıyor.

HTC Türkiye’nin, Ogilvy PR ve TickTock Boom işbirliğiyle gerçekleştirdiği “Instagram Türkiye 2015” başlıklı araştırmada, 1 Ocak – 31 Aralık 2015 tarihleri arasında Instagram’da Türkiye’den paylaşılan 250 binin üzerinde içerik incelendi.