Google’ın 2011’den bu yana dünyanın çeşitli şehirlerinde düzenlediği Big Tent etkinliği geçtiğimiz günlerde İstanbulda gerçekleşti. Biz de orada etkinliği yakından takip etme fırsatı bulduk.

Swiss Otel’de gerçekleşen Big Tent etkinliğinde İnternet ile ilgili şirketlerden bir çok temsilci bulunmaktaydı. Yaş ortalaması beklediğimin aksine oldukça yüksek olan toplantıda aslında Türkiye’de internet kimlere emanet sorusunu da aklıma getirdi. Sorulan sorulardan anladığım kadarıyla daha önce ekşisözlüğe girmemiş konuklar bile mevcuttu. Ancak yine de konuşulan konuların seviyesi oldukça yüksekti.

Big Tent ismi “İçinde bulunan çadır ne kadar büyük olursa olsun içeridekiler dirsek mesafesinde kalmak zorundadır” düşüncesinden gelmiş. İsmin anlamını öğrendikten sonra moderatör, haydi birlikte saf tutalım diyecek diye düşündüğümü itiraf etmeliyim.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın 1.5 saat gecikmesiyle başlayan etkinlikte ilk olarak sözü BTK Başkanı Dr.Tayfun Acarer aldı. Konuya olan hakimiyeti bir bürokrata göre oldukça yüksekti. Kullandığı terimleri salondakiler anlamayınca bazı noktalarda durup açıklamak zorunda kaldı. Bürokrat bilişimden anlamaz yargım bir anda kırılıverdi.

Türkiye ile ilgili uluslararası kuruluşların hazırladığı hiçbir istatistiğin güncel olmadığını belirten Acarer TÜİK ile birlikte hazırladıkları bir kaç istatistiği sundu bizlere.

big-tent1

Türkiye’deki data trafiğinin son iki yılda 15 kat artması sebebiyle Adil Kullanım Kotası getirmek zorunda kaldıklarını ve altyapı yatırımlarının artması gerektiğini belirten Acarer Fiber İnternet’e geçişin hızlandırılması gerektiğini belirtti. Eğer Fiber’e geçişte geç kalırsak 2 yıl içerisinde Türkiye’deki internet trafiğinde sıkışmaların başlayacağını ve internetin çökebileceğini anlattı. İnternet kullanım oranlarında ve mobil iletişim kullanım oranlarında Avrupa Birliği ortalamalarının çok üstünde olduğumuzu ve her türlü altyapı yardımına teşvikte bulunacaklarını aktardı. 3.çeyrekteki ortalama konuşma süresinin 299 dk. olarak belirtti. Bir nevi cep telefonları uzvumuz olmuş diyebiliriz.

Binali Yıldırım’ın da ardından değindiği konulardan birisi de Servis Sağlayıcılar oldu. Türkiye’de servis sağlayıcılara uygulanan vergi oranının %15’den %5’e çekildiğini ve Türkiye’de artık Data Center‘ların, IXP‘lerin ve Hostinglerin açılması gerektiğini belirtti. Hosting servislerinin Türkiye’de de kurulması Türkiye’deki İnternetin geleceği için üzerinde uzun uzun konuşulması gereken bir konu aslında ve devletin bu konularda kapıyı açık tutuyor olması da şahsen beni sevindirdi.

number-of-internet-subscribers

Türkiye geçen yıl Güvenli İnternet konusunda hararetli tartışmalara sahne olmuştu. Güvenli İnternet’in şuanki durumu hakkında bilgiler veren Acarer 1.5milyon güvenli internet kullanıcısına ulaştıklarını ve bu filtre sistemi geldikten sonra abone sayısının arttığını belirtti. Kendilerinin de hiç beklemediği bizleri de şaşırtan bir başka istatistik ise 60.000 kurumun Güvenli İnternet kullanıcısı olduğunu söyledi çünkü kendilerinin de böyle bir planlama yapmamasına rağmen bu filtrenin Phishing‘e karşı etkili olduğunu farketmişler.

BTK Başkanı İnternette Güvenlikle ilgili olarak Siber Güvenlik Kurulu kurduklarını aktardı. Açıkçası merak ediyorum bu kurul ne yapar ne eder EGM hacklenirken 123456 olan şifresini değiştirmeyi falan düşünmüş mü bu kurul diye ama hiç değilse böyle bir yapılanmaya geçte olsa gidilmiş olmasına sevinmeliyiz.

big-tent

Binali Yıldırım ve Dr. Tayfun Acarer’in ortaklaşa dikkat çektiği bir konuda yerelleştirme politikaları oldu. Youtube’un Türkçe arayüze kavuşmasından ötürü mutlu olduklarını kaydettikten sonra .tr uzantılı adrese de geçmesi gerektiğini söylediler.

Google’ın halihazırda Türkiye üzerinden erişilebilen 250 kadar servisi bulunmakta ancak bunlardan yalnızca Google.com.tr .tr uzantısına sahip durumda. Yandex bile Türkiye pazarına girdiği gibi .tr uzantısı almışken Google’ın bu çekingenliğini anlamakta güçlük çekmekteyim.

Binali Yıldırım belki de o günle alakalı en akılda kalıcı lafı da söyleyen kişiydi; “Google bir arama motoru biliyorsunuz, aradığınız her şeyi buluyorsunuz sadece vergi dairesini bulamıyorsunuz.” diyerek Google’dan artık vergi beklediklerini de dile getirmiş oldular. Zira Google reklamlarından herhangi bir vergi alınamıyor şuanda.

Katılımcıların çoğu, Bakan dahil olmak üzere dünyada İnternetteki hukuki düzenlemelerle ilgilenecek daha dinamik bir uluslararası yapının kurulması gerektiğinden bahsetti. Halihazırda OECD ya da BM gibi yapılanmaların çeşitli kuralları bulunmakla beraber bunların herhangi bir bağlayıcılığının ve global olmamasından yakındılar. Sanırım gelecekte bu konu daha çok tartışılmaya başlanacak.

Katılımcılar arasında bulunan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından görevliler de Güvenli İnternet hakkında çeşitli bilgilendirmelerde bulundular. Aralardaki konuşmalarımızdan anladığım kadarıyla Phorm‘un Türkiye’deki yapılanmasında “zorunlu üyelik” konusunda kendileri de oldukça rahatsızlar ve bu konuyu çözmek için uğraşmaktalar. Ancak Phorm’un yurtdışındaki aldığı geribildirimleri değerlendirdiğini ve artık o eski yaramazlıklarını yapmayacağını Türkiye içinde denetimin tamamen Türkiye’ye ait olduğunu söylediler. Bizim de umudumuz o yönde.

GİT-logo

Bakan FORTRAN 4 ile anılarını anlatırken konuyu Amerikan Seçimlerine de getirdi. Obama’nın seçimlerde sosyal medya’yı ve interneti aktif olarak kullanmasından bahsederken seçim gecesi başından geçenleri anlattı; 3 yaşındaki torunun gece 3,5’ta elinde tabletiyle dede bak seçimi Obama kazanmış diyerek kendisini uyandırdığını komik bir şekilde anlattı.Bize sanki o saatte ne lazımsa diye ekledikten sonra aslında insanların haberleri ne kadar önemsediğini ve sosyal medya’nın anlık haber aktarımının önemini belirtti.

Devlet kademesinin toplantıdan ayrılmasının ardından paneller başladı. Birinci paneldeki konuklardan Lucie Morillon Haiti’de gerçekleşen deprem sonrasında Sosyal Medya’da San Francisco depremine ait görüntülerin dolaştığından bahsetti. Benzeri bir durum bizde de Arakan’daki olaylar esnasında olmuştu. Sosyal Medya’daki bilgilerin güvenilirliğine oldukça şüpheyle bakıldığını ifade etti tüm katılımcılar. Şahsi görüşüm ise bu güvensizlik ve manipülasyon girişimleri bizim görmemişler gibi saldırmamızdan kaynaklanıyor ve zamanla piyasa arz-talep dengesi üzerinde şekillenecektir.

Katılımcılara iki de soru soruldu. Etkinliğe katılanların %69’u yasal düzenlemelerin daha gerekli olduğunu %31’inin ise eğitimin yasalardan daha önemli olduğunu belirtti. Nasıl bir kitle oy verdi ben de anlayamadım açıkçası. İkinci soru ise İnternet kimin? idi. Katılımcılardan %73’ü İnternet Şirketlerinin (Google,Facebook vb.) %27’si ise Kullanıcıların olduğunu ifade etti. Web 3.0 için daha çok zaman gerekecek anladığım kadarıyla…

Gazete HaberTürk yazarlarından Rahşan Gülşan ise Sosyal ve Dijital Medya’nın gelişi ile işsiz kalmaktan korktuklarını ancak TRT vakası ve o ünlü polisin çocuğu kovaladığı fotoğraflar gibi paylaşımların aslında gazeteciliği daha kutsal ve gerekli bir yere getirdiğini anlattı. Sanırım Rahşan Hanım Hürriyet’in yaptığı fotomontajlardan habersiz.

İlginç bir istatistikte Urs Gasser‘dan geldi. Mısır’daki devrim sırasında internetin birkaç günlük kesintisinin Mısır Ekonomisine zararının 900 milyon doları bulduğunu ve gelinen noktada artık hiç bir hükümetin İnterneti komple kapatamayacağını söyledi.

Bilişim Hukuğu konusundaki çalışmalarıyla tanıdığımız Leyla Keser ise bilişim suçlarının her gün değiştiğini ve geliştiğini artık kanunlar çıkararak yetişilemediğini ve bu işlerin yönetmelikler ve tebliğlerle halledilmesi gerektiğini aktardı. Şuanki Türkiye’nin Privacy Protection (OPPA) gibi türevlerine göre Avrupa Birliği’nin de önünde daha özgürlükçü bir yapıda olduğunu belirtti.

Jeff-Jarvis
Sandy Kasırgası sebebiyle toplantıya katılamayan Jeff Jarvis ise toplantıya Hangout ile katıldı. Anlattıklarıyla kendine hayran bıraktı diyebilirim. Ancak getirdiği bir tanım vardı ki literatüre bu şekilde geçecektir ileride;

İnternet Özgürlüğü: A ve B noktalarındaki insanlar internete farklı bağlanıyorlarsa İnternet Özgür Değildir.

Son olarak #bigtentturkiye etkinliğini Türkiye’de organize eden Google ve Grayling‘e teşekkür ediyorum, kullanmaya kıyamayacağım Google+ çantası ve Google defteri ise cabası tabii ki. Swiss Otel gibi bir yere gidipte sıcak bir demleme çay bulamamış olmamız için ise bir şey diyemiyorum 🙂
Haydar-Özkömürcü